CDU’nun “Berlin Wird” Programı Tartışılıyor: Üç Yıllık İktidarın Ardından Hangi Sorunlar Çözülemedi?

Berlin CDU’nun 20 Eylül 2026 seçimleri için hazırladığı “Berlin wird” başlıklı hükümet programı; güvenlik, konut, ulaşım, sağlık ve kamu hizmetleri bakımından somut vaatler içeriyor. Ancak Ramazan Gezer tarafından hazırlanan eleştirel analiz, partinin geçmişteki yönetim hatalarıyla yeterince yüzleşmediğini ve bazı toplumsal kesimlerin sorunlarını programda geri planda bıraktığını savunuyor.

CDU’nun “Berlin Wird” Programı Tartışılıyor: Üç Yıllık İktidarın Ardından Hangi Sorunlar Çözülemedi?
Berlin CDU’nun “Berlin wird” başlıklı 2026 programı, güvenlik ve konut vaatlerinin yanı sıra kamu hizmetleri, toplumsal kapsayıcılık ve geçmişle yüzleşme başlıklarında tartışılıyor. Foto:Mustafa Ekşi

Berlin’de 20 Eylül 2026’da yapılacak Temsilciler Meclisi seçimleri öncesinde CDU’nun seçim programı üzerindeki tartışmalar sürüyor. “Berlin wird – Der Anfang ist gemacht” sloganıyla kamuoyuna sunulan program; güvenlik politikalarının sertleştirilmesi, konut üretiminin hızlandırılması, kamu yönetiminin dijitalleştirilmesi ve ulaşım sisteminin yeniden düzenlenmesi gibi başlıkları öne çıkarıyor.

Ramazan Gezer imzasını taşıyan “CDU Berlin – Eylül 2026 Eleştirel Analizi” ise programı partinin tarihsel gelişimi, Berlin’deki iktidar deneyimi ve güncel kent sorunları üzerinden değerlendiriyor.

Tarihî Zirveden Seçmen Aşınmasına

Analizde, CDU/CSU’nun federal düzeyde 1957 seçimlerinde yüzde 50,2 oyla tarihî zirvesine ulaştığı, 2021’de ise yüzde 24,1 ile en düşük seviyesini gördüğü hatırlatılıyor. Birlik partileri 2025 seçimlerinde yüzde 28,5 ile yeniden birinci sıraya yükselse de geleneksel “halk partileri” CDU/CSU ve SPD’nin toplam seçmen desteğinin önemli ölçüde gerilediğine dikkat çekiliyor.

Berlin’deki tablo daha dalgalı. CDU, 1999 Berlin seçimlerinde yüzde 40,8 oy alırken Bankgesellschaft Berlin skandalının ardından 2001’de yüzde 23,8’e geriledi. Parti, 2016’da yüzde 17,6’ya kadar düştükten sonra 2023 tekrar seçiminde yüzde 28,2 ile yeniden birinci parti oldu.

Analizde, 2023’teki yükselişin yalnızca CDU’ya yönelik kalıcı seçmen bağlılığıyla açıklanamayacağı; SPD, FDP ve diğer partilerden gelen protesto oylarının da sonuç üzerinde etkili olduğu görüşü savunuluyor.

“Berlin Olacak” Söylemine İktidar Eleştirisi

CDU’nun “Berlin wird”, yani “Berlin olacak” sloganı analizde eleştirel bir okumaya tabi tutuluyor. CDU’nun 2023’ten bu yana Berlin eyalet hükümetinin büyük ortağı olduğu hatırlatılarak, üç yıllık yönetimin ardından geleceğe dönük “olacak” ifadesinin mevcut iktidar döneminin eksikliklerini de görünür hâle getirdiği ileri sürülüyor.

Programın “seçim programı” yerine “hükümet programı” olarak adlandırılması da güçlü bir iktidar iddiası şeklinde değerlendiriliyor. Bununla birlikte analiz, seçim sonucu belli olmadan kullanılan bu ifadenin seçmen nezdinde aşırı özgüven olarak algılanabileceğini belirtiyor.

Wegner’in Kriz Yönetimi Mercek Altında

Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner’in kriz yönetimi de analizin eleştiri başlıkları arasında bulunuyor. Ocak 2026’da altyapıya yönelik sabotaj nedeniyle on binlerce kişinin elektriksiz kaldığı sırada Wegner’in tenis oynadığının ortaya çıkması, yönetimin kriz anındaki görünürlüğü ve sorumluluğu bakımından sorgulanıyor.

Analiz, CDU programında Wegner döneminde yaşanan tartışmaların yanı sıra 2001’deki banka skandalı ve partinin geçmiş seçim kayıpları konusunda belirgin bir öz eleştiriye yer verilmediğini savunuyor.

Ulaşım Politikalarında Tutarlılık Sorunu

Berlin’de bisiklet yolları, araç trafiği ve toplu taşıma politikaları programın en tartışmalı alanlarından birini oluşturuyor.

Analizde, CDU yönetiminin göreve geldikten sonra bazı bisiklet yolu projelerini durdurduğu, tepkiler üzerine bunların bir bölümünü yeniden serbest bıraktığı belirtiliyor. Bu uygulamaların hem sürücüler hem de bisikletliler açısından öngörülebilir ve kalıcı bir ulaşım politikası oluşturamadığı görüşü dile getiriliyor.

Tali yolların araç trafiğine kapatılmasının yükü ana caddelere taşıdığı; gürültü, emisyon ve trafik sıkışıklığının belirli mahallelerde yoğunlaşmasına neden olduğu iddia ediliyor. Bu tür kararların sağlık, çevre, esnaf ve acil yardım hizmetleri üzerindeki etkilerinin ölçülebilir verilerle değerlendirilmesi isteniyor.

BVG ve S-Bahn’daki personel ve altyapı sorunlarının toplu taşımaya olan güveni zayıflattığı, güvenilir toplu taşıma sağlanamadığında özel araç kullanımının arttığı da analizin tespitleri arasında.

Tempelhofer Feld İçin Yeni Referandum Tartışması

CDU’nun Tempelhofer Feld çevresinde konut yapılmasına yönelik yaklaşımı, programın en önemli tartışma konularından biri.

Berlinliler, 2014’te yapılan referandumda eski havalimanı alanının yapılaşmaya açılmasını reddetmişti. CDU ise artan konut ihtiyacını gerekçe göstererek konunun yeniden halkoyuna sunulmasını ve bölgede yaklaşık 21 bin 400 konut yapılmasını gündeme taşıyor.

Analiz, Berlin’deki konut açığının ciddi olduğunu kabul etmekle birlikte, daha önce reddedilen bir projenin yeniden referanduma götürülmesinin demokratik güven bakımından dikkatle ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Güvenlikte Sert Söylem

CDU programında güvenlik başlığı öncelikli bir konumda bulunuyor. Görlitzer Park’ın çevrilmesi, silah ve bıçak yasağı bölgelerinin genişletilmesi, polise yönelik yeni yetkiler, vücut kamerası, elektroşok cihazı ve kamera gözetimi gibi önlemler programın temel unsurları arasında yer alıyor.

“Berlin wird knallhart” ifadesiyle özetlenen güvenlik yaklaşımının suçla mücadelede caydırıcılığı artırmayı amaçladığı belirtiliyor. Analizde ise uyuşturucu bağımlılığı, evsizlik ve sosyal dışlanma gibi sorunların yalnızca güvenlik tedbirleriyle çözülemeyeceği görüşü aktarılıyor.

Programın İslamcılık ve aşırı sağla mücadeleye yer verdiği, ancak camilere yönelik saldırılar, İslam karşıtı şiddet ve istihdam alanındaki ayrımcılık gibi Müslüman toplumunu doğrudan ilgilendiren konuların yeterince ayrı ve ayrıntılı ele alınmadığı savunuluyor.

Sağlık ve Kamu Hizmetlerinde Kapasite Sorunu

Berlin’de uzman doktor ve psikoterapi randevularındaki uzun bekleme süreleri, acil servislerdeki yoğunluk ve çok dilli sağlık hizmetlerinin yetersizliği analizde öne çıkarılıyor.

Özellikle Türkçe, Arapça ve Farsça hizmet verebilen terapistlere ulaşmanın güç olduğu belirtilirken CDU programında sağlık personeli kapasitesinin ne ölçüde artırılacağına ilişkin sayısal hedeflerin sınırlı kaldığı ileri sürülüyor.

Benzer bir durum Bürgeramt ve yabancılar dairesi işlemleri için de geçerli. Dijitalleşme ve 115 danışma hattının genişletilmesi olumlu adımlar olarak değerlendirilirken yaşlılar, dijital erişimi bulunmayanlar ve yüz yüze hizmete ihtiyaç duyanlar için yeterli kapasite planlamasının bulunmadığı belirtiliyor.

Eğitimde Öğretmen ve Bina Açığı

Analiz, Berlin okullarındaki öğretmen açığına, eğitimli öğretmen oranına ve okul binalarındaki bakım ihtiyacına dikkat çekiyor.

Neukölln ve Marzahn gibi ilçelerdeki okullarla daha yüksek gelirli bölgelerdeki okullar arasında öğretmen yeterliliği, ders iptalleri, bina koşulları ve dijital altyapı açısından belirgin farklılıklar bulunduğu savunuluyor.

CDU’nun öğretmenleri yeniden memur statüsüne geçirerek Berlin’e çekme politikasının olumlu bir araç olduğu kabul ediliyor. Buna karşılık okul binalarının yenilenmesi, kreş kapasitesi ve uyum sınıflarındaki sorunlar için daha açık bütçe ve takvim hedeflerine ihtiyaç bulunduğu ifade ediliyor.

Konutta 80 Bin Yeni Daire Hedefi

CDU’nun hızlandırılmış inşaat düzenlemeleri ve 80 bin yeni konut hedefi, programın daha somut vaatleri arasında gösteriliyor.

Bununla birlikte Berlin’de sosyal konut stokunun yıllar içerisinde azalması, kiraların yükselmesi ve evsizliğin büyümesi yalnızca yeni yapılaşmayla çözülemeyecek sorunlar olarak değerlendiriliyor. Analiz, konut üretiminin yanı sıra kira erişilebilirliği, sosyal konutların korunması ve evsizlere yönelik yardım kapasitesinin artırılmasını talep ediyor.

Aile, Demografi ve Yaşlı Bakımı

Berlin’de düşük doğum oranı, yaşlanan nüfus ve bakım sektöründeki personel eksikliği de değerlendirmede uzun vadeli riskler arasında gösteriliyor.

Analizde, CDU programının aileleri daha çok kreş ve çocuk yardımları üzerinden ele aldığı; çok çocuklu ailelere yönelik ekonomik destekler, evde bakım veren yakınların sosyal güvenliği ve bakım çalışanlarının koşulları konusunda daha kapsamlı politikalara ihtiyaç bulunduğu savunuluyor.

Programın Güçlü ve Zayıf Yönleri

Analize göre CDU’nun 2026 programı özellikle güvenlik, konut ve idari dijitalleşme alanlarında belirgin bir siyasi yön ortaya koyuyor. Buna karşılık programın temel eksiklikleri şöyle sıralanıyor:

  • Geçmiş yönetim hatalarına ilişkin öz eleştiri yapılmaması
  • Sağlık, eğitim ve kamu hizmetlerinde ölçülebilir kapasite hedeflerinin sınırlı kalması
  • Bazı toplumsal kesimlerin sorunlarının yeterince görünür olmaması
  • Trafik ve şehir planlamasında katılım mekanizmalarının zayıflığı
  • Aile, demografi ve yaşlı bakımı politikalarının uzun vadeli ihtiyaçları karşılamaması
  • Berlin’in uluslararası barış ve diplomasi rolüne ilişkin kapsamlı bir yaklaşım bulunmaması

.