4 Ekim’de Çeşme’den çağrı: “Kutlanacak bir tablo yok”
4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nde Çeşme’den dikkat çeken bir çağrı geldi. Çeşme Doğa ve Hayvan Sevenler ve Koruyanlar Derneği Başkanı Semra Çetinsoy, özellikle yazlık bölgelerde sezon sonunda terk edilen evcil hayvanlara dikkat çekerek, “Bu yıl da 4 Ekim’i kutlamıyoruz, çünkü kutlanacak bir durum ortada yok” dedi. Çetinsoy; sistemli sahiplendirme, eğitim, güçlü denetim ve hayvan refahını esas alan kurumsal bir yapı istedi.
ÇEŞME – İZMİR Türkiye, 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü’nü sahipsiz hayvanların geleceği, bakımevlerinin koşulları ve hayvan refahına ilişkin tartışmaların sürdüğü bir ortamda karşılıyor. Turizm bölgelerinde ise her sezon sonunda yaşanan hayvan terkleri sorunun ayrı bir boyutunu oluşturuyor.
Çeşme Doğa ve Hayvan Sevenler ve Koruyanlar Derneği Başkanı Semra Çetinsoy, özellikle yaz aylarının ardından evcil hayvanların sokağa bırakılmasının ciddi bir sorun haline geldiğini belirterek kalıcı ve denetlenebilir çözümler çağrısında bulundu.
“Her eylül aynı sorun yaşanıyor”
Çetinsoy’a göre Çeşme gibi yazlık bölgelerde sezonun sona ermesiyle birlikte sokağa bırakılan hayvanların sayısında artış yaşanıyor. Ev ortamında büyüyen ve düzenli beslenmeye alışan hayvanların bir anda sokak şartlarına terk edildiğini belirten Çetinsoy, yaşanan durumu şöyle anlattı:
“Ev ortamına, düzenli beslenmeye ve sahipleriyle yaşamaya alışmış bu canlar, terk edildiklerinde bir anda yabancı oldukları sokak koşullarıyla karşı karşıya kalıyor.”
Çetinsoy, bazı hayvanların terk edildikleri evlerin çevresinden ayrılmadığını, sahiplerinin geri dönmesini beklediğini ifade etti.
“Sahiplenmek ömür boyu sorumluluktur”
Sorunun yalnızca bakımevleri üzerinden çözülemeyeceğini savunan Çetinsoy, hayvan sahiplenmek isteyen kişilere yönelik eğitim ve bilinçlendirme programlarının güçlendirilmesini istedi.
“Sahiplenme kararı hayvanın tüm yaşamını kapsayan bir sorumluluktur” diyen Çetinsoy, beslenme, sağlık, barınma ve günlük bakım sorumluluğunun hayvanın yaşamı boyunca devam ettiğini vurguladı.
Türkiye’de yürürlükteki 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu da hayvanların korunması, bakımı ve kötü muameleden uzak tutulmasını temel ilkeler arasında düzenliyor. Kanun, nesli yok olma tehlikesi altındaki türler ile yaşam alanlarının korunmasını da esas alıyor. (tarimorman.gov.tr)

Çeşme’ye yeni rehabilitasyon merkezi
Çeşme’de hayvanlara yönelik altyapının geliştirilmesi amacıyla yeni bir proje de gündemde.
Çeşme Belediye Meclisi’nin 7 Eylül 2026 tarihli toplantısında, Belediye ile Bridge to Türkiye Fund arasında Hayvan Rehabilitasyon Merkezi yapılmasına yönelik iş birliği için Belediye Başkanı Lal Denizli’ye yetki verilmesi oybirliğiyle kabul edildi. Belediye açıklamasına göre proje tamamlandığında hastane, barınma alanları, padoklar ve yeşil alanları içeren tesis belediyeye devredilecek. (Çeşme Belediyesi)
Çeşme Belediyesi’nin mevcut Veteriner Kliniği ve Rehabilitasyon Merkezi’nde de sahipsiz hayvanlara yönelik acil müdahale, kısırlaştırma, aşılama, işaretleme, kayıt ve sahiplendirme hizmetleri yürütülüyor. (Çeşme Belediyesi)
İzmir’de 3 bin 300 hayvan sahiplendirildi
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Nisan 2026’da açıkladığı verilere göre son iki yılda 3 bin 300 sahipsiz hayvan sahiplendirildi. Aynı dönemde belediyeye bağlı bakımevlerinde yaklaşık 2 bin 300 hayvan yeni yuvasını bekliyordu. (İzmir Büyükşehir Belediyesi)
Büyükşehir Belediyesi ayrıca Dikili’de 24 bin metrekarelik alanda 2 bin 500 hayvan kapasiteli Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı inşa ediyor. Klinikler, müdahale ve bakım alanlarının yanı sıra eğitim ve sahiplendirme birimlerini de içerecek tesisin 2026 yılı sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. (İzmir Büyükşehir Belediyesi)
“Okullar ve kamu kurumları da sahiplenmeli”
Çetinsoy’un önerileri arasında sahiplendirmenin yalnızca bireylerle sınırlı tutulmaması da bulunuyor. Okulların, fabrikaların ve kamu kurumlarının uygun şartlar sağlanması halinde kurumsal sahiplendirme sistemine dahil edilmesini öneren Çetinsoy, bunun yasal düzenlemeler ve denetim mekanizmalarıyla desteklenmesini istedi.
Hayvan refahı konusunda daha kapsamlı bir kurumsal yapılanmaya ihtiyaç olduğunu savunan Çetinsoy; merkezi düzeyde hayvan refahından sorumlu bir genel müdürlük, sürdürülebilir finansman sağlayacak bir fon ve daha güçlü denetim mekanizmaları oluşturulması çağrısında bulundu.
Çetinsoy, 4 Ekim mesajını ise şu sözlerle tamamladı:
“Bu yıl da 4 Ekim’i kutlamıyoruz, çünkü bu şartlarda kutlanacak bir şey yok. Hayvanların yaşadığı sorunları yalnızca bir gün konuşmak yerine çözüm üretmeliyiz.”