Dezenformasyon Panelindeki En Büyük Çelişki Tartışmalı İsim Bir Yıl Sonra Hâlâ Sessizliğini Koruyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından 2025 yılında Ankara’da düzenlenen Türk-Alman Medya Forumu, “Dezenformasyon Çağında Medyanın Sorumluluğu” başlığıyla medya temsilcilerini bir araya getirdi. Ancak panelin üzerinden bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen, kamuoyunda en çok konuşulan konu oturumun içeriği değil, konuşmacılardan biri olan Hayrettin Özcan oldu. Anonim sosyal medya hesapları, sert siyasi söylemler, hedef gösterme iddiaları ve geçmiş konuşmaları nedeniyle uzun süredir tartışılan bir ismin “dezenformasyonla mücadele” panelinde konuşmacı olarak yer alması bugün hâlâ cevap bekleyen soruları gündemde tutuyor.

Dezenformasyon Panelindeki En Büyük Çelişki  Tartışmalı İsim Bir Yıl Sonra Hâlâ Sessizliğini Koruyor
2025 yılında Ankara’da düzenlenen Türk-Alman Medya Forumu’nun “Dezenformasyon Çağında Medyanın Sorumluluğu” oturumunun ardından, kamuoyunda anonim sosyal medya hesapları ve panel konuşmalarına ilişkin tartışmalar yeniden gündeme geldi. Aradan geçen bir yılı aşkın sürede iddialarla ilgili kamuoyuna açıklanmış bir resmî değerlendirme veya sonuçlandırıldığı duyurulan bir hukuki sürecin bulunup bulunmadığı ise kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

Dezenformasyonu anlatan isim neden tartışmanın merkezinde?

Forumun üçüncü oturumunda gazeteci Hayrettin Özcan, Alman medyasını sert sözlerle eleştirdi.

Konuşmasında;

“Türkiye’nin millî medyası yok.”

“Almanya’nın medyası millîdir.”

“Türkiye aleyhine haberler burada hazırlanıyor, Almanya’da servis ediliyor.”

ifadelerini kullandı.

Ayrıca Türkiye’de haber yaptığı için cezaevine giren gazeteci görmediğini ifade etti.

Bu açıklamalar tek başına elbette tartışılabilir siyasi değerlendirmeler olarak görülebilir.

Ancak asıl tartışma, konuşmacının geçmişte kamuoyuna yansıyan söylemleri ve anonim sosyal medya faaliyetlerine ilişkin iddialarla birlikte değerlendirildiğinde başladı.

“Sonbarbaros” tartışması neden yeniden gündemde?

Uzun yıllardır X platformunda faaliyet gösteren “Sonbarbaros” isimli anonim hesap, özellikle gazeteciler, akademisyenler, siyasetçiler ve sivil toplum temsilcileri hakkında yaptığı sert paylaşımlar nedeniyle kamuoyunda sıkça tartışıldı.

Bu hesap üzerinden;

  • kişilerin hedef gösterildiği,
  • ağır ithamlarda bulunulduğu,
  • doğruluğu tartışmalı bilgilerin yayıldığı,
  • fişleme niteliğinde paylaşımlar yapıldığı

iddiaları uzun süre sosyal medyanın gündeminde kaldı.

Kamuoyunda bu hesabın Hayrettin Özcan tarafından kullanıldığı yönünde çeşitli iddialar dile getirildi.

Bugüne kadar bu konuda kamuoyuna açıklanmış kesinleşmiş bir mahkeme kararı veya resmî makamlar tarafından yapılmış bir kimlik tespiti bulunmuyor.

Ancak tartışmalar da hiçbir zaman tamamen sona ermedi.

Aynı ses mi?

Son dönemde sosyal medyada yayılan çeşitli video ve ses kayıtları bu tartışmayı yeniden alevlendirdi.

Kamuoyunda paylaşılan kayıtlar üzerinden birçok kullanıcı, anonim hesapta konuşan kişi ile Hayrettin Özcan’ın sesinin benzer olduğunu ileri sürdü.

Medya.Berlin’in ulaştığı bazı görüntülerde de “Sonbarbaros” isimli hesabın çeşitli X Space yayınlarında aktif olarak bulunduğu görülüyor.

Bu kayıtlar kamuoyunda yoğun biçimde tartışılıyor.

Bununla birlikte bu kayıtların adli anlamda kesin kimlik tespiti niteliğinde olduğu yönünde kamuoyuna açıklanmış resmî bir bilirkişi raporu bulunmuyor.

Dolayısıyla bu konu, hukuken değil; kamuoyundaki tartışmalar kapsamında değerlendiriliyor.

“İttihat ve Terakki terör örgütü”

Hayrettin Özcan’ın kamuoyuna yansıyan başka bir konuşması ise çok daha sert ifadeler içeriyor.

Özcan burada;

“İttihat ve Terakki diye bir terör örgütü var.”

diyor.

Ardından;

“FETÖ’cüleri de PKK’lıları da Kemalistleri de aynı çatı altında yönlendiriyor.”

ifadelerini kullanıyor.

Bu iddialara ilişkin herhangi bir belge, delil veya somut veri ortaya koymuyor.

Gazetecilik açısından bakıldığında, milyonlarca insanı kapsayan geniş bir toplumsal kesimin herhangi bir delil gösterilmeden terör yapılanmalarıyla aynı yapı içerisinde gösterilmesi ciddi bir iddia niteliği taşıyor.

“İsim not alıyorlar”

Konuşmanın devamında Özcan şu ifadeleri kullanıyor:

“İsim not alıyorlar.”

ve ardından;

“Biz korkmuyoruz.”

ifadelerini kullanıyor.

Bu sözler tek başına değerlendirildiğinde bile hedef gösterme tartışmalarını beraberinde getiriyor.

Çünkü gazetecilikte isimlerin fişlenmesi, liste yapılması veya karşı tarafın “isim not aldığı” yönündeki söylemler, toplumsal kutuplaşmayı artırabilecek ifadeler olarak kabul ediliyor.

En çok tartışılan cümle

Konuşmanın en dikkat çekici bölümü ise şu sözler:

“2015 Temmuz’da bir işimiz yarım kaldı.”

“Ben de o gece dışarıdaydım.”

“Birçok işimiz yarım kaldı.”

Türkiye’de darbe girişiminin 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştiği dikkate alındığında “2015” ifadesinin dil sürçmesi olduğu düşünülebilir.

Ancak “işimiz yarım kaldı” sözleri sosyal medyada yoğun biçimde tartışıldı.

Bu ifadeler bazı çevreler tarafından tehdit dili olarak yorumlandı.

Herhangi bir adli soruşturmanın bulunup bulunmadığı ise kamuoyuna açıklanmadı.

Dezenformasyon panelinde büyük çelişki

Forumun ana konusu “dezenformasyonla mücadele”ydi.

Dolayısıyla kamuoyunda şu soru gündeme geldi:

Dezenformasyonla mücadeleyi anlatan bir panelde konuşan kişinin kendisi hakkında uzun süredir devam eden anonim hesap tartışmaları neden açıklığa kavuşturulmadı?

Bu soru bugün de cevap bekliyor.

Berlin referansı

Hayrettin Özcan’ın foruma dönemin Berlin Basın Müşavirliği’nin referansıyla davet edildiği kamuoyunda dile getirildi.

Eğer bu doğruysa şu sorular önem kazanıyor:

  • Panelist seçiminde hangi kriterler esas alındı?
  • Kamuoyundaki tartışmalar değerlendirildi mi?
  • Herhangi bir güvenlik veya etik inceleme yapıldı mı?
  • İddialar araştırıldı mı?

Bugüne kadar bu sorulara ilişkin kamuoyuna açık bir açıklama yapılmadı.

Bir yıl geçti…

Aradan bir yıldan fazla zaman geçti.

Ancak kamuoyu hâlâ şu soruların cevabını bilmiyor:

  • Hayrettin Özcan hakkında herhangi bir idari inceleme yapıldı mı?
  • Anonim hesap iddiaları araştırıldı mı?
  • Savcılık nezdinde herhangi bir işlem başlatıldı mı?
  • Hasan Kocabıyık hakkında kamuoyunda dile getirilen iddialar nedeniyle herhangi bir soruşturma yürütüldü mü?
  • Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı bu tartışmalarla ilgili değerlendirme yaptı mı?

Kamuya açık kaynaklarda bu sorulara verilmiş resmî cevaplar bulunmuyor.

Gazetecilik etiği açısından

Gazetecilikte eleştiri haktır.

Ancak belge olmadan suç isnadı yapılamaz.

Aynı şekilde, kamuoyunda uzun süredir tartışılan ciddi iddialar da görmezden gelinemez.

Özellikle “dezenformasyonla mücadele” başlıklı uluslararası bir forum söz konusu olduğunda, konuşmacılar hakkındaki tartışmaların şeffaf biçimde açıklığa kavuşturulması hem kurumların güvenilirliği hem de kamuoyu açısından önem taşır.

Çünkü dezenformasyonla mücadele, yalnızca başkalarının yanlışlarını göstermek değil; tartışmalı konular karşısında da şeffaflık sağlayabilmektir.

Bugün cevap bekleyen soru hâlâ aynı:

Dezenformasyonla mücadeleyi anlatan bir panelin en çok tartışılan konusu neden panelin kendisi değil, panelde konuşan isimlerden biri oldu?

İlgili Haber
Dezenformasyonla Mücadelede Asıl Sınav: Hukuk Herkes İçin Eşit mi İşliyor?

Files