İlker Duyan: “Bu dosya Türk toplumu için kapanmış değil”

NSU cinayetlerinin ortaya çıkışının 15. yılında Medya.Berlin’e konuşan İlker Duyan, soruşturmalardaki açık sorulara, muhbirlerin rolüne ve devlet kurumlarının tutumuna dikkat çekti. Duyan, ırkçı şiddet hafızasının genç kuşaklara aktarılmasının eğitim yoluyla mümkün olabileceğini söyledi.

NSU cinayetlerinin ortaya çıkışının 15. yılında Medya.Berlin’e konuşan İlker Duyan, cinayetlerin yıllarca “mafya hesaplaşması” ve “döner cinayetleri” gibi ifadelerle anılmasının toplumda yanlış bir algı yarattığını söyledi. Duyan, 2000 yılında Enver Şimşek’in öldürülmesiyle başlayan cinayetlerin arkasındaki bağlantıların, 4 Kasım 2011’de Eisenach yakınlarındaki Stregda’da bir karavanda iki NSU üyesinin ölü bulunmasının ardından ortaya çıkmaya başladığını belirtti.

Berlin’de uzun yıllar sivil toplum kuruluşlarında görev alan Duyan; Türk-Alman Toplumu (TGD), Berlin-Brandenburg Türkiye Toplumu (TBB) ve başka kurumlarda yöneticilik ve sözcülük yaptığını anlattı. NSU dosyasını inceleyen Federal Meclis Araştırma Komisyonu toplantılarını TBB ve TGD temsilcisi olarak takip ettiğini, toplantılara yaklaşık 630 saat katıldığını söyledi.

“Cinayetler yanlış başlıklarla anıldı”

Medya.Berlin: NSU cinayetlerinin ortaya çıkışının 15. yılı ne ifade ediyor?

İlker Duyan: 4 Kasım 2011, cinayetler zincirinin ve NSU adlı aşırı sağcı terör örgütünün kamuoyunca öğrenildiği tarih oldu. Cinayetler yıllarca “döner cinayetleri”, mafya hesaplaşması ya da haraç meselesi gibi başlıklarla anıldı. Oysa öldürülenler arasında küçük esnaf da vardı; bu kişilerin böyle bir suç dünyasıyla bağlantısı olduğuna ilişkin ortaya konmuş bir kanıt yoktu.

Cinayetler 2000’de Enver Şimşek’in öldürülmesiyle başladı. Halit Yozgat cinayetinden sonra Kassel’de düzenlenen yürüyüşte, ölümlerin sistematik olabileceğine ilişkin uyarılar yapıldı. Ancak bu uyarılar uzun süre yeterince karşılık bulmadı.

Medya.Berlin: 4 Kasım 2011’de ne yaşandı?

Duyan: Eisenach yakınlarındaki Stregda’da bir banka soygununun ardından aranan iki kişi, Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt, bir karavanda ölü bulundu. Ardından Beate Zschäpe’nin Zwickau’daki evi ateşe verdiği ve NSU’nun cinayetleri üstlendiği videoyu çeşitli adreslere gönderdiği ortaya çıktı. Bu gelişmeler, cinayetler arasındaki bağı ve örgütün varlığını kamuoyunun gündemine taşıdı.

“Devlet kurumlarına güven sarsıldı”

Medya.Berlin: Soruşturmaların yürütülme biçimi toplumda nasıl bir etki yarattı?

Duyan: Büyük bir güven kaybına yol açtı. Cinayetlerin arkasında aşırı sağcı bir örgütün bulunduğu ancak 2011’de anlaşılabildi. Araştırmalar sırasında Anayasa Koruma Teşkilatı’nın muhbirleri ve bu kişilerle ilgili kayıtlar gündeme geldi. Duyduğumuz kadarıyla Thüringen’de yedi muhbir kullanılmıştı. Bu konu, soruşturmanın önemli başlıklarından biri oldu.

Federal Meclis Araştırma Komisyonu toplantılarını TBB ve TGD adına takip ettim. Yaklaşık 110 toplantıya, toplamda 630 saate yakın katıldım. Devlet kurumlarından yetkililer dinlendi. Bazı sorulara verilen yanıtlar, özellikle Anayasa Koruma Teşkilatı açısından, kamuoyundaki soru işaretlerini gidermedi.

Medya.Berlin: Angela Merkel, cinayetlerin aydınlatılacağına ve arka plandaki sorumluların ortaya çıkarılacağına söz vermişti. Sizce bu söz yerine getirildi mi?

Duyan: Bu sözün ne ölçüde yerine getirildiği hâlâ tartışmalı. NSU davasında üç kişi mahkûm edildi. Ancak cinayetlerin tamamı ve örgütün çevresindeki olası destek ağı hakkında soru işaretleri sürüyor. Bizim açımızdan dosya kapanmış değil. Araştırma komisyonlarında ve gazetecilik çalışmalarında, olayların yalnızca üç kişinin eylemleriyle açıklanamayabileceğine ilişkin değerlendirmeler dile getirildi.

Halit Yozgat cinayeti sırasında Kassel’deki internet kafede bulunan Anayasa Koruma Teşkilatı çalışanı Andreas Temme’nin durumu da uzun süre tartışıldı. Hessen’de ilgili dosyaların erişime kapatılması ve daha sonra bu sürenin değiştirilmesi, kamuoyundaki soru işaretlerini artırdı. Thüringen’de bazı muhbir dosyalarının imha edildiğinin ortaya çıkması da güven sorununu derinleştirdi.

“Hafıza eğitim yoluyla aktarılmalı”

Medya.Berlin: NSU cinayetleri göçmen toplumunda nasıl bir iz bıraktı? Bu hafıza genç kuşaklara aktarılmalı mı?

Duyan: Elbette aktarılmalı. Bu yalnızca anma günlerinde hatırlanacak bir konu değil. Irkçılık, ayrımcılık ve aşırı sağcı şiddet demokratik toplumda kabul edilemez. Bunların eğitim yoluyla genç kuşaklara anlatılması gerekiyor. Türkiye’den Almanya’ya göçün 65. yılında, göçmen toplumunun yaşadığı bu deneyimlerin de eğitim alanında ele alınması önem taşıyor.

Medya.Berlin: Almanya’ya iş gücü göçünün 65. yılında vermek istediğiniz mesaj nedir?

Duyan: 1970’te Almanya’ya geldiğimde ilk kuşağın yaşamına yakından tanıklık ettim. Bugün çocuklarımız ve torunlarımızla birlikte bu toplumun parçasıyız. Almanya’da sağlık, bilim ve siyaset alanlarında önemli katkılar sunan insanlar var. Artık “Almanlar, Türkler, yabancılar” diye birbirinden ayrışan bir toplumdan söz etmemeliyiz. Biz mozaiği oluşturan farklı renkleriz. Bu çeşitliliğin birlikte sürmesi gerekiyor. 1945’ten önce yaşananların bu ülkede bir daha tekrarlanmaması için hepimizin sorumluluğu var.





Düzeltme: Beate Zschäpe’nin tahliyesiyle ilgili değerlendirme, Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi’nin son kararına göre güncellendi. Mahkeme, erken tahliye talebini reddetti. Olası tahliye en erken 2035’te değerlendirilebilecek; bu tarih tahliye garantisi anlamına gelmiyor.