Ben-Gvir’in 30-40’ı, Gazze’nin Gecelik 72 Ölümü
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Gazze’de her gece “30-40 kişinin ortadan kaldırılmasını” istemesi, yalnızca aşırı sağcı bir siyasetçinin kontrolsüz çıkışı değil; insan hayatını sayılara indirgeyen bir zihniyetin açık ilanıdır. Ancak Gazze’nin ölüm bilançosu, Ben-Gvir’in telaffuz ettiği rakamların bile çoktan aşıldığını gösteriyor.
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, eski rehine Rom Braslavski’nin podcast programında Gazze’de “hedefli öldürmeler” yapılmasını ve her gece 30 ila 40 kişinin “ortadan kaldırılmasını” istedi.
Ben-Gvir bununla da yetinmedi. Hedef alınacak kişilerin yalnızca doğrudan ve o anda tehdit oluşturanlarla sınırlı tutulmaması gerektiğini savundu:
“Orada yaşamayı hak etmeyen insanlar var. Yaşamamalılar. Onlar insan bile değil.”
Bu sözler, bir güvenlik politikasının sınırlarını değil, insanlığın sınırlarının nasıl aşındığını gösteriyor. Çünkü bir topluluğun mensuplarını “insan değil” diye tanımlamak, şiddeti yalnızca meşrulaştırmaz; onu sıradanlaştırır ve devamlı hâle getirir.
Merz: İnsanlık Dışı Ve Kabul Edilemez
Ben-Gvir’in açıklamaları Almanya’da da sert tepkiyle karşılandı. Der Tagesspiegel’in aktardığına göre Almanya Başbakanı Friedrich Merz, sözleri “insanlık dışı” ve uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirdi.
Federal Hükümet Sözcüsü Sebastian Hille, Başbakan Merz’in açıklamaları kesin biçimde kınadığını belirterek bunların “kabul edilemez” olduğunu söyledi.
Almanya Başbakan Yardımcısı Lars Klingbeil ise Ben-Gvir’in sözlerinin sonuçsuz kalmaması gerektiğini savundu. Avrupa Birliği düzeyinde seyahat yasağı ve mal varlıklarının dondurulması gibi yaptırımların yeniden tartışılması bekleniyor. Ancak bu yönde bir AB kararı alınabilmesi için üye ülkelerin oy birliği gerekiyor.
Fransa, Ben-Gvir’in ülkeye girişini daha önce yasaklamıştı. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot da son açıklamaları “tahammül edilemez ve insanlık dışı” olarak değerlendirdi.
Ben-Gvir 30-40 Dedi, Gazze’de Ortalama 72 Kişi Öldü
Gazze’de yaşananlar rakamlara vurulduğunda ortaya daha da sarsıcı bir tablo çıkıyor.
Birleşmiş Milletlerin aktardığı Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre 12 Ağustos 2026 itibarıyla Gazze’de en az 74 bin 582 Filistinli hayatını kaybetti.
7 Ekim 2023 ile 12 Ağustos 2026 arasında yaklaşık 1.040 gün bulunuyor.
74.582 ÷ 1.040 = 71,7
Başka bir ifadeyle, savaşın başlangıcından bu yana Gazze’de günlük ve dolayısıyla gecelik ortalama yaklaşık 72 Filistinli hayatını kaybetti.
Can kayıpları elbette günlere eşit şekilde dağılmadı. Bazı günlerde yüzlerce insan öldürüldü, bazı dönemlerde saldırıların yoğunluğu düştü. Enkaz altında kalanlar, kayıp kişiler ve sağlık sisteminin çökmesi nedeniyle kayıtlara geçirilemeyen ölümler de bu hesaba dâhil değil.
Dolayısıyla bu sayı kesin bilanço değil, açıklanan resmî veriler üzerinden hesaplanan asgari bir ortalamadır.
İroni ise korkunçtur: Ben-Gvir’in “her gece 30-40 kişi” diyerek ortaya koyduğu ölüm kotası, Gazze’de yaklaşık üç yıldır gerçekleşen günlük ortalamanın bile altında kalıyor.
Bu durumda Ben-Gvir’in sözleri yeni bir şiddet çağrısı olmaktan çok, zaten yaşanmakta olan tablonun siyasi itirafı hâline geliyor.
Mesele Yalnızca Bir Bakanın Sözleri Değil
Ben-Gvir’in İsrail ordusuna doğrudan operasyon emri verme yetkisi bulunmuyor. Ancak polis teşkilatı ve cezaevlerinden sorumlu Ulusal Güvenlik Bakanı olarak İsrail’in güvenlik sistemi üzerinde önemli bir etkiye sahip. Aynı zamanda Başbakan Binyamin Netanyahu’nun koalisyonundaki en güçlü aşırı sağcı aktörlerden biri.
Bu nedenle kullandığı ifadeler kişisel bir öfke patlaması olarak görülemez. Hükümette görev yapan bir bakanın siviller ile doğrudan tehdit oluşturan kişiler arasındaki ayrımı reddetmesi, uluslararası insancıl hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmıyor.
Ben-Gvir ayrıca Gazze’nin tamamını İsrail’e ait gördüğünü, bölgenin yeniden Yahudi yerleşimine açılmasını ve mümkün olduğunca çok Filistinlinin göç ettirilmesini istediğini söyledi.
Bu sözler öldürme çağrısı, zorunlu göç ve toprakların ilhakı düşüncesinin aynı siyasi çerçevede birleştiğini gösteriyor.
İnsan Hayatı Kota Değildir
Gazze’de öldürülenlerin sayısı bir istatistikten ibaret değil. Her rakamın arkasında bir insan, bir aile ve yarım bırakılmış bir hayat bulunuyor.
Uluslararası toplumun görevi, gecelik ölüm kotasının 30 mu, 40 mı yoksa 72 mi olduğunu tartışmak değildir. Asıl mesele, devlet gücünü kullanan bir siyasetçinin insanları “yaşamaya layık olanlar” ve “olmayanlar” şeklinde ayırabilmesidir.
Friedrich Merz’in kınaması önemlidir ancak tek başına yeterli değildir. İnsanlığı yok sayan söylemler yalnızca diplomatik ifadelerle karşılanır ve siyasi sonuç doğurmazsa, kınamalar zamanla uluslararası siyasetin vicdan rahatlatma aracına dönüşür.
Ben-Gvir’in sözleri bir dil sürçmesi değil; şiddeti programa, insan ölümünü kotaya dönüştüren bir siyasi anlayışın ilanıdır.
Gazze’nin rakamları ise bu anlayışın yalnızca söylemde kalmadığını gösteriyor.