Saleh: “AfD Kapatılmalı”
Berlin SPD Meclis Grubu Başkanı Raed Saleh, gazeteci Mustafa Ekşi’nin Altenbraker Presse Room’daki konuğu oldu. Saleh, 20 Eylül Berlin seçimlerinden SPD’nin oy kaybına, koalisyon seçeneklerinden AfD tartışmasına kadar gündemdeki soruları yanıtladı.
Berlin Eyalet Meclisi SPD Grup Başkanı Raed Saleh, 20 Eylül 2026’da yapılacak Berlin Eyalet Meclisi seçimleri öncesinde Medya.Berlin’in sorularını yanıtladı. Altenbraker Presse Room’da gerçekleştirilen görüşmeye SPD’li Berlin Milletvekili ve Neukölln adayı Derya Çağlar da katıldı.
Güncel anketlerde yüzde 15 seviyesinde görünen SPD’nin yeniden güç kazanabileceğini savunan Saleh, partisinin Berlin’de son 30 yılda sosyal politikalar, göçmenlerin toplumsal katılımı, eğitimde fırsat eşitliği ve kiracıların korunması alanlarında belirleyici rol oynadığını söyledi.
Saleh, seçim sonrasında CDU ile yeniden koalisyon kurulması veya Sol Parti ve Yeşillerle bir hükümet oluşturulması konusunda ise seçimden önce bağlayıcı bir tercih açıklamayacaklarını belirtti.

Beş Yaşında Filistin’den Berlin’e Geldi
Filistin’in Nablus kenti yakınlarındaki tarihî Sebastia kasabasında doğduğunu anlatan Saleh, 1982 yılında beş yaşındayken kardeşleriyle birlikte Berlin’e geldiğini söyledi. Saleh, Almanya’da “misafir işçi” olarak çalışan babasının daha sonra ailesini yanına aldığını belirtti.
Sekiz kardeşi bulunduğunu kaydeden Saleh, ailesinin büyük bölümünün halen Berlin’de yaşadığını anlattı. Babasının ağır çalışma koşullarının ardından 66 yaşında hayatını kaybettiğini söyleyen Saleh, kendi ailesinin hikâyesini Almanya’daki milyonlarca göçmen kökenli ailenin geçmişine benzetti:
“Benim biyografim bu ülkedeki milyonlarca insanın biyografisine benziyor. Babamızın ardından Almanya’ya geldik ve o tarihten itibaren Berlinli olduk.”
“SPD Bizim Yanımızda Olan Partiydi”
SPD’ye 17 yaşında katıldığını belirten Saleh, bu tercihinde işçi bir ailenin çocuğu olarak büyümesinin etkili olduğunu söyledi. Ailesinin SPD’yi çalışanların, ailelerin ve göçmenlerin yanında duran siyasi hareket olarak gördüğünü ifade eden Saleh, partiye “saygı ve minnet duygusuyla” üye olduğunu anlattı.
Saleh, 2006 yılında 29 yaşındayken Berlin Eyalet Meclisine girdi. Aralık 2011’den bu yana SPD Meclis Grubu Başkanlığı görevini sürdüren Saleh, yaklaşık 15 yıllık grup başkanlığı döneminde siyaset anlayışının “tek tek sorunlara geçici müdahale etmekten çok, kalıcı ve sistematik çözümler oluşturmak” üzerine kurulu olduğunu söyledi.
Neden Belediye Başkan Adayı Olmadı?
Uzun yıllardır Berlin SPD’nin önde gelen isimlerinden biri olmasına rağmen neden Berlin Eyalet Başbakanlığı ve Belediye Başkanlığına aday olmadığı sorulan Saleh, partisinin farklı dönemlerde başka adaylar üzerinde karar verdiğini ve bu tercihleri kabul ettiğini belirtti.
Siyaseti kişisel makam arayışı için değil, toplumsal koşulları değiştirebilmek amacıyla yaptığını savunan Saleh, Erich Kästner’in “İyilik, ancak yapılırsa vardır” şeklindeki sözünü siyasi yaklaşımının merkezine yerleştirdiğini söyledi.
Saleh, “Maddi olarak siyasete bağımlı olmadığını” ifade ederek kamusal yetkiyi insanların yaşamını iyileştirmek için kullanılabilecek bir imkân olarak gördüğünü dile getirdi.
Ücretsiz Eğitim ve Sosyal Destekleri Savundu
Saleh, Berlin’de kreş ve okul sonrası bakım ücretlerinin kaldırılması, öğrenci ulaşım kartı ile okul yemeklerinin ücretsiz sunulması gibi uygulamaları SPD’nin temel sosyal politika başarıları arasında gösterdi.
Bu hizmetlerin özellikle orta ve düşük gelirli ailelerin bütçesini doğrudan rahatlattığını belirten Saleh, kendi çocukluk yıllarında okul yemeğine veya ulaşım kartına erişememenin yarattığı dışlanma duygusunu yaşadığını anlattı:
“Bir çocuğun okul yemeğine katılamaması ya da otobüs bileti olmadığı için arkadaşlarıyla kütüphaneye gidememesi, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal katılım meselesidir.”
Saleh, söz konusu ücretsiz hizmetlerin seçim sonrasında korunması gerektiğini savundu. Berlin’deki bütçe tartışmalarında eğitim, entegrasyon ve eşitlik çalışmalarından kesinti yapılmasına karşı çıktığını söyledi.
Su İşletmelerinin Geri Alınmasını Örnek Gösterdi
Berlin Su İşletmelerinin yeniden kamunun kontrolüne alınmasını siyasi döneminin önemli kararlarından biri olarak gösteren Saleh, geri alımın ardından su fiyatlarının birkaç kez düşürüldüğünü ve uzun süre artırılmadığını söyledi.
Saleh ayrıca kamuya ait arsa ve konutların satışının sınırlandırılması, okul, kreş ve sosyal altyapı için gerekli alanların gelecek kuşaklara bırakılması yönündeki çalışmalara da işaret etti.
Bu açıklamalar Saleh’in siyasi değerlendirmesini yansıtıyor. Su işletmelerinin geri alınması ve fiyat politikalarının farklı dönemlerde Berlin Senatosu, Federal Kartel Dairesi kararları ve şirketin mali yapısıyla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Kiralar İçin Şeffaflık Yasasını Öne Çıkardı
Berlin’de hızla yükselen kiraları seçim kampanyasının temel meselelerinden biri olarak değerlendiren Saleh, SPD’nin kabul edilmesini sağladığını söylediği kira şeffaflığı düzenlemesi ve kira kayıt sistemiyle fahiş bedellerin daha görünür hale geleceğini savundu.
Saleh, düzenlemenin etkisinin yüz binlerce kiracıya ulaşabileceğini ileri sürdü:
“Berlin’in Paris veya Londra gibi, insanların kendi şehirlerinde yaşamayı karşılayamadığı bir yere dönüşmesini engellemek istiyoruz.”
Ancak yeni sistemin kira bedellerini hangi mekanizmayla ve ne ölçüde düşüreceği, uygulama süreci ile ortaya çıkacak. Berlin’de kiralar ve konut arzı, SPD’nin uzun yıllara dayanan hükümet ortaklığı nedeniyle seçim kampanyasında partinin en fazla eleştirildiği başlıklardan biri olmayı sürdürüyor.
Berlin’de Alman İmamların Yetiştirilmesini Savundu
Saleh, Humboldt Üniversitesinde İslam ilahiyatı eğitiminin kurulmasını da toplumsal eşitlik açısından önemli bir adım olarak nitelendirdi. Almanya’da yetişen gençlerin imam olabilmesinin, dini hizmetlerde Türkiye, Suudi Arabistan ve diğer ülkelere duyulan bağımlılığı azaltabileceğini söyledi.
Kendi çocuklarını “Filistin kökenli, Müslüman inancına sahip Alman çocukları” olarak tanımlayan Saleh, Müslümanların Almanya’ya aidiyetinin olağan kabul edilmesi gerektiğini belirtti.
Aynı çoğulculuğun Yahudi yaşamının liberal, Ortodoks ve diğer farklı gelenekleri için de korunması gerektiğini kaydeden Saleh, Berlin’de dinî ve kültürel çeşitliliğin toplumsal bir değer olduğunu vurguladı.
SPD Yüzde 15: “Beş Puan Kapatılamayacak Bir Fark Değil”
Medya.Berlin’in, SPD’nin seçimden yaklaşık bir ay önce yüzde 15 seviyesinde görünmesi ve Saleh’in bu güven kaybındaki siyasi sorumluluğuna ilişkin sorusuna Saleh, hem federal düzeydeki SPD tablosunu hem de Berlin’deki iletişim eksikliklerini gerekçe göstererek yanıt verdi.
Federal düzeydeki düşük desteğin Berlin seçmeninin tutumunu da etkilediğini savunan Saleh, buna karşın partinin kendi icraatlarını yeterince güçlü anlatamadığını kabul etti:
“İnsanlar, biz kendimizi kötü bulursak bize oy vermez. Neyi başardığımızı, ne yaptığımızı ve sosyal demokrasinin kazanımlarıyla neden gurur duyduğumuzu anlatmamız gerekiyor.”
Saleh, seçim öncesindeki son anketlerde birinci sıradaki partiyle SPD arasında yaklaşık beş puan bulunduğunu belirterek bu farkın kampanya döneminde kapanabileceğini söyledi.
Güncel INSA araştırmasında CDU yüzde 20, Sol Parti yüzde 19, AfD yüzde 17, Yeşiller yüzde 16 ve SPD yüzde 15 seviyesinde ölçüldü. Araştırmalar seçim sonucu değil, kamuoyu eğilimlerini gösteren anlık ölçümler niteliği taşıyor.
Siyasi Sorumluluk Sorusuna Doğrudan Yanıt Vermedi
Saleh, 15 yıldır SPD Meclis Grubu Başkanlığı görevini yürütmesi ve partisinin yaklaşık 30 yıldır Berlin yönetiminde yer alması nedeniyle düşük oy oranındaki kişisel sorumluluğuna ilişkin somut bir sonuç veya görev değerlendirmesi açıklamadı.
SPD’nin doğru olduğuna inandığı politikaları anketlere göre değiştirmemesi gerektiğini savunan Saleh, kısa vadeli oy kazanmak amacıyla toplumsal grupları hedef alan popülist bir siyaseti reddettiğini söyledi:
“Bir şey yanlış olduğu halde anketlerde bizi yükseltecek diye yapmam. Toplumu bir arada tutan, hayatı karşılanabilir kılan, ekonomik bakımdan akılcı ve sosyal açıdan adil olanı yapmak gerekir.”
Koalisyon Tercihini Seçim Sonrasına Bıraktı
Saleh, 20 Eylül seçimlerinden sonra SPD’nin yeniden CDU ile mi yoksa Sol Parti ve Yeşillerle mi koalisyon kuracağı sorusuna açık bir tercih bildirmedi.
Partiler arasındaki ortak politika alanlarına bakılması gerektiğini söyleyen Saleh, seçim sonuçları görülmeden koalisyon kararı vermeyeceklerini belirtti:
“Seçimden önce koalisyon konusunda bir açıklama yapmayacağız. Hangi partiyle en fazla ortak noktamız bulunduğuna bakılması gerektiğini düşünüyorum.”
Bu tutum, SPD’ye oy verecek seçmenin desteklediği oyun hangi hükümet formülünde kullanılacağını seçim öncesinde kesin olarak bilemeyeceği anlamına geliyor.
AfD İçin Yasaklama Süreci İstedi
Saleh, SPD’nin AfD ile hiçbir koşulda iş birliği yapmayacağını söyledi. AfD’yi demokrasi, toplumsal birlik, entegrasyon, eşitlik, engelli hakları ve LGBTİ+ bireylerin hakları açısından tehdit olarak tanımlayan Saleh, parti hakkında yasaklama süreci yürütülmesini savundu.
Bununla birlikte AfD seçmenlerini parti yönetiminden ayırdığını özellikle belirten Saleh, seçmenleri suçlamak yerine yeniden demokratik partilere kazandırmanın gerekli olduğunu söyledi:
“AfD seçmenlerini eleştirmiyorum. Bu insanları geri kazanmak ve yeniden demokratik bir partiye oy vermeye ikna etmek bizim görevimizdir.”
Saleh, AfD’nin oy oranının yasak tartışmasında belirleyici olamayacağını, temel ölçütün partinin özgürlükçü demokratik düzene yönelik hedefleri olduğunu dile getirdi.
Parti Yasağında Son Sözü Anayasa Mahkemesi Söylüyor
Saleh konuşmasında, anayasal düzene karşı faaliyet gösteren bir partinin Anayasa gereğince kapatılması gerektiğini söyledi. Ancak hukuki süreç siyasi bir değerlendirmeyle otomatik olarak işlemiyor.
Almanya Anayasası’nın 21. maddesine göre bir partinin anayasaya aykırı olup olmadığına yalnızca Federal Anayasa Mahkemesi karar verebiliyor. Mahkemenin 2017 tarihli NPD kararında da anayasa karşıtı hedeflerin yanı sıra bu hedeflerin hayata geçirilme ihtimaline ilişkin somut göstergeler aranmıştı.
Bu nedenle AfD hakkında bir kapatma kararı verilebilmesi için yetkili anayasal organlardan birinin başvurusu, kapsamlı bir delil değerlendirmesi ve Federal Anayasa Mahkemesinin kararı gerekiyor. Almanya Anayasası’nın 21. maddesi

Saleh’ten Derya Çağlar’a Destek
Saleh, Berlin Eyalet Meclisi için Neukölln’den yeniden aday olan Derya Çağlar’ın neden desteklenmesi gerektiği sorusuna, Çağlar’ın yerel sorunları yasama ve bütçe çalışmalarına taşıdığını söyleyerek cevap verdi.
High-Deck-Siedlung’daki temizlik ve yaşam kalitesi sorunlarını örnek gösteren Saleh, kamuya ait konut şirketlerinin temizlik, güvenlik ve düzen konusunda örnek olması gerektiğini belirtti. Çağlar’ın yalnızca tek bir yerleşim alanı için değil, kamu şirketlerinin bütün kiracılarını kapsayacak çözümler geliştirmeye çalıştığını söyledi.
Çağlar’ın Berlin Eyalet Meclisinde bütçe politikaları alanında çalıştığını, SPD Meclis Grubunun başkan yardımcısı ve SPD Neukölln İlçe Teşkilatının eş başkanı olduğunu belirten Saleh, entegrasyon programları ile sosyal altyapının bütçe kesintilerine karşı korunmasında etkili olduğunu savundu.
Saleh, Çağlar’ı “ısrarcı, kararlı ve taleplerini açık biçimde dile getiren bir siyasetçi” olarak nitelendirdi:
“Derya, Neukölln’ün sahip olabileceği en iyi savunuculardan biridir. Yalnızca kuzeyin veya güneyin değil, bütün ilçenin çıkarlarını temsil ediyor.”

Neukölln’ün Yalnızca Sorunlarla Anılmasına Karşı Çıktı
Saleh, Neukölln’ün sürekli suç, yoksulluk ve entegrasyon sorunları üzerinden tanımlanmasını eleştirdi. İlçenin sosyal sorunlarının gizlenmemesi gerektiğini ancak başarılı öğrencilerin, göçmen kökenli girişimcilerin, köklü mahalle sakinlerinin ve kültürel çeşitliliğin de görülmesi gerektiğini söyledi.
Çağlar’ın Kleingärten olarak bilinen küçük bahçe alanlarının yapılaşmaya karşı korunmasını savunduğunu belirten Saleh, bu alanların biyolojik çeşitlilik, dinlenme ve mahalle aidiyeti açısından gelecek nesiller için güvence altına alınması gerektiğini ifade etti.
Saleh’e göre Berlin siyasetinin temel sınavı, farklı toplumsal kesimleri “biz ve onlar” çatışmasına sürüklemeden kenti bir arada tutabilmek olacak.
Siber Saldırı ve Mektupla Oy Tartışması
Görüşmenin son bölümünde Berlin eyalet ağına yönelik siber saldırının mektupla oy işlemlerini etkileyip etkilemediği soruldu.
Saleh, Berlin İçişleri Senatörü Iris Spranger’den aldığı bilgiye dayanarak mektupla oy işlemlerinin güvence altında olduğunu ve çevrim içi başvurunun yeniden çalışması gerektiğini söyledi. Saldırının niteliğine ilişkin soruşturmaların ise sürdüğünü belirtti.
Resmî açıklamalara göre seçimlerin hazırlanması ve sonuçların hesaplanmasında kullanılan temel sistemlerin saldırıdan etkilendiğine ilişkin bir bulgu bulunmuyor. Çevrim içi mektupla oy başvurularında yaşanan geçici aksama giderildi. Olayın bir “terör saldırısı” olduğuna dair kesinleşmiş resmî tespit ise henüz açıklanmadı.
Seçime Bir Ay Kala SPD’nin Önündeki Sınav
Saleh’in açıklamaları, Berlin SPD’nin seçim stratejisinin sosyal politika kazanımları, uygun fiyatlı yaşam, entegrasyon ve demokratik çoğulculuk üzerine kurulacağını gösteriyor.
Ancak parti açısından temel sorun değişmiş değil: SPD uzun yıllardır Berlin yönetiminde yer almasına rağmen seçmen desteğinde tarihî seviyelere geriledi. Saleh bu tabloyu federal eğilim ve iletişim eksikliğiyle açıklarken, kişisel siyasi sorumluluğu veya olası bir seçim yenilgisinin sonuçları konusunda açık bir taahhütte bulunmadı.
ilgili Arşiv Haber
Steffen Krach: “Yüksek gelir grupları topluma daha fazla katkı sunmalı”
Seçim sonrasında kurulacak koalisyonun yönü de belirsizliğini koruyor. Saleh, CDU ile yeni bir ortaklığa kapıyı kapatmazken Sol Parti ve Yeşillerle kurulabilecek bir hükümet seçeneğini de dışlamadı.
