19 Yıl Sonra Aynı Gündem: “Sivil Anayasa” Yeniden Masada

2007’deki 15. Abant Toplantısı’nda “darbe anayasasından kurtulma”, “bürokratik vesayeti kaldırma” ve “toplumsal mutabakat” söylemleri öne çıkmıştı. İktidar cephesi, 2026’da yeni anayasa için büyük ölçüde aynı kavramları kullanıyor. Ancak aradan geçen dönemde yönetim sistemi ve anayasanın önemli bölümü değişti.

19 Yıl Sonra Aynı Gündem: “Sivil Anayasa” Yeniden Masada
15. Abant Platformu, 16–17 Kasım 2007’de Kartepe’de “Yeni Bir Anayasa” gündemiyle toplandı. Yaklaşık 19 yıl sonra “sivil, demokratik ve özgürlükçü anayasa” söylemi yeniden Türkiye siyasetinin merkezinde.
19 Yıl Sonra Aynı Gündem: “Sivil Anayasa” Yeniden Masada

Türkiye’de “yeni ve sivil anayasa” tartışmaları yeniden siyasetin merkezinde. AK Parti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla oluşturulan komisyonun çalışmalarında sona yaklaşıldığını açıklarken, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Mecliste yeni anayasa sürecinin başlatılmasını istiyor.

Bugün kullanılan “sivil, demokratik, özgürlükçü, katılımcı ve kuşatıcı anayasa” ifadeleri, yakın siyasi tarihteki önemli bir toplantıyı yeniden gündeme taşıyor: Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı bünyesindeki Abant Platformu’nun 16–17 Kasım 2007’de düzenlediği 15. toplantı.

15. Abant Toplantısının gündemi yeni anayasaydı

  1. Abant Platformu, Kocaeli’nin Kartepe ilçesindeki Green Park Otel’de “Yeni Bir Anayasa” başlığıyla toplandı. Görüşmelerin merkezinde, AK Parti’nin Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığındaki altı kişilik bilim kuruluna hazırlattığı anayasa taslağı bulunuyordu.

Toplantı, AK Parti’nin 22 Temmuz 2007 genel seçimlerinden yüzde 46,6 oyla birinci çıkmasının ardından yeni anayasa çalışmalarını hızlandırdığı dönemde gerçekleştirildi.

Katılımı ve konuşmaları açık kaynaklarla doğrulanabilen isimler arasında dönemin Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, AK Parti Milletvekili Zafer Üskül, BBP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Destici, Ergun Özbudun, Serap Yazıcı, Mümtaz’er Türköne, Ümit Kardaş ve Ali Bulaç yer aldı.

Açık arşivlerde toplantıya katılan herkesin adını ve imzasını içeren eksiksiz bir liste bulunmuyor. Bir kişinin toplantıya katılması da sonuç metninin tamamını kabul ettiği veya imzaladığı anlamına gelmiyor.

Fırat: Abant’taki fikirler taslağı etkileyebilir

Dönemin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, bilim kurulunca hazırlanan metnin “AK Parti Anayasası” olmayacağını savundu.

Fırat’ın toplantıda kullandığı şu ifade, Abant’taki görüşmeler ile dönemin anayasa hazırlığı arasındaki ilişkiyi gösterdi:

Abant toplantısından çıkacak fikirler de taslağın şekillenmesinde etkili olacaktır.

Bu söz, toplantının yalnızca akademik bir tartışma olarak görülmediğini, burada dile getirilen önerilerden anayasa hazırlığında yararlanılmasının planlandığını gösteriyor.

Bununla birlikte hangi Abant önerisinin hangi anayasa maddesine aktarıldığını ortaya koyan karşılaştırmalı bir resmî belge bulunmuyor. Bu nedenle toplantı ile sonraki anayasa değişiklikleri arasında doğrudan karar veya talimat ilişkisi kurulamaz. Aksiyon’un ayrıntılı toplantı kaydı

“AK Parti Anayasası” tartışması 2007’de de yaşandı

Toplantının en sert tartışması taslağın hazırlanma yöntemi üzerinden çıktı.

BBP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Destici, 1982 Anayasası’nın askerî yönetimin belirlediği kişilerce hazırlandığını hatırlatarak AK Parti’nin de bir grup akademisyeni görevlendirmesinin benzer bir meşruiyet sorunu doğurduğunu savundu.

Ali Bulaç da şu soruyu yöneltti:

“Askerler yerine sivil iktidarın bir grup bilim adamına anayasa hazırlatması, anayasayı sivil yapar mı?”

Bulaç, bu yöntemle oluşturulan taslağın “bilim adamları anayasası” olarak nitelendirilebileceğini söyledi.

Bilim kurulunun başkanı Ergun Özbudun ile kurul üyesi Serap Yazıcı ise siyasi iktidardan “sipariş” veya talimat aldıkları iddiasını reddetti. Kurul üyeleri, hazırladıkları metnin daha önce savundukları akademik görüşlere dayandığını belirtti. Akşam kaynaklı arşiv haberi

Abant’tan sekiz maddelik değerlendirme çıktı

Toplantının ardından 17 Kasım 2007’de yayımlanan değerlendirme metninde sekiz temel görüş kayda geçirildi:

  • 22 Temmuz seçimlerinden sonra oluşan TBMM’nin yeni anayasa yapma yetkisine sahip olduğu savunuldu.
  • Somut taslağın görüşülmesinden önce geniş toplumsal katılım sağlanması istendi.
  • Demokratik değer ve kurumlar üzerinde ilkeler düzeyinde mutabakat önerildi.
  • Yeni anayasanın evrensel hukuk ilkelerine dayanması gerektiği belirtildi.
  • “Antidemokratik bürokratik vesayet mekanizmalarının” kaldırılması talep edildi.
  • Toplumsal farklılıklara eşit saygı ve geniş haklar savunuldu.
  • Vatandaşlık, din ve inanç özgürlüğü ile eğitim hakkının çoğulculuk temelinde düzenlenmesi istendi.
  • Türkiye’nin demokratik ilkeler üzerine kurulu yeni bir anayasal düzene geçmesi gerektiği ifade edildi.

15. Abant Platformu’nun değerlendirme metni

2007–2026: Söylem ne kadar değişti?

Aşağıdaki karşılaştırma, iki dönemde kullanılan ortak kavramları ve yönetim sistemindeki temel farkı birlikte gösteriyor:

2026’da hazırlıkların sonuna yaklaşıldı

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, 6 Haziran 2026’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla oluşturulan anayasa komisyonunun yaklaşık bir yıldır çalıştığını açıkladı.

Yazıcı, TBMM’de bir uzlaşma masası kurulması halinde AK Parti’nin hazırlıklı biçimde sürece başlayacağını belirterek çalışmaların sonuna yaklaşıldığını söyledi.

Mevcut anayasanın 19 kez değiştirilmesine rağmen “12 Eylül vesayet anlayışından tamamen arındırılamadığını” savunan Yazıcı, hedeflenen metni şu ifadelerle tanımladı:

“Sivil, demokratik, özgürlükçü ve kuşatıcı.”

Bu söylem, 2007’deki Abant sonuç metninde kullanılan “sivil anayasa”, “demokratikleşme”, “özgürlükler”, “vesayet mekanizmalarının kaldırılması” ve “toplumsal mutabakat” kavramlarıyla büyük ölçüde örtüşüyor. AK Parti’nin 6 Haziran 2026 tarihli açıklaması

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman da 1 Ağustos 2026’da mevcut anayasanın Türkiye’ye “dar geldiğini” savunarak “sivil, demokratik ve Türkiye’ye yakışan bir anayasa” çağrısı yaptı. AK Parti’nin Ağustos 2026 açıklaması

Kurtulmuş: Meclis çalışmalara başlamalı

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin “halkın iradesiyle yapılmış yeni, çağdaş, demokratik ve katılımcı bir anayasa” ile yoluna devam etmesi gerektiğini söyledi.

Kurtulmuş, TBMM’nin en kısa zamanda yeni anayasa çalışmalarına başlamasını umduğunu belirterek darbe dönemleriyle ilişkilendirilen anayasa geleneğinin geride bırakılması çağrısında bulundu. TBMM’nin açıklaması

En önemli fark yönetim sistemi

2007 ve 2026’daki söylemler birbirine benzese de iki dönemin anayasal düzeni aynı değil.

2007’de Türkiye parlamenter sistemle yönetiliyordu. Başbakan ve Bakanlar Kurulu yürütmenin merkezindeydi. Cumhurbaşkanı parlamenter sistem içindeki yetkilere sahipti.

2017 anayasa değişikliğiyle:

  • Parlamenter sistem kaldırıldı.
  • Başbakanlık sona erdirildi.
  • Bakanlar Kurulu anayasal yapıdan çıkarıldı.
  • Yürütme yetkisi cumhurbaşkanında toplandı.
  • Cumhurbaşkanlığı kararnamesi sistemi getirildi.
  • Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanların cumhurbaşkanı tarafından atanması düzenlendi.
  • TBMM’nin yürütme üzerindeki denetim araçları değiştirildi.
  • Hâkimler ve Savcılar Kurulunun yapısı yeniden düzenlendi.

Dolayısıyla 2026’daki tartışma, 2007’deki gibi yalnızca askerî ve bürokratik vesayetin kaldırılması meselesi değil. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin geleceği, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı, Meclisin denetim gücü ve cumhurbaşkanının yetkileri de değerlendirilmek zorunda.

MHP’nin 100 maddelik önerisi hazır

Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı MHP, 100 maddelik bir anayasa önerisi hazırladı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın verdiği bilgilere göre öneride:

  • Üniter devlet ilkesi açık biçimde korunuyor.
  • Millî devlet yapısı ve kurucu değerler güvenceye alınıyor.
  • Temel haklarda “hakların bütünlüğü” yaklaşımı benimseniyor.
  • Hakları düzenleyen maddelerdeki sınırlama gerekçelerinin kaldırılması öneriliyor.
  • Mevcut yönetim sisteminin bazı yönlerinin yeniden düzenlenmesi gündeme getiriliyor.

MHP’nin anayasa önerisinin ayrıntıları

DEM Parti eşit yurttaşlık vurgusu yapıyor

DEM Parti, Türkiye’nin yeni ve demokratik bir anayasaya ihtiyacı bulunduğunu savunuyor.

Parti; eşit yurttaşlık, temel hakların güvence altına alınması, farklı kimliklerin korunması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması gerektiğini belirtiyor.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, özgürlüklerin yasal güvenceye alındığı “eşitlikçi kardeşlik hukukuna” dayalı bir anayasa talep ettiklerini açıkladı. DEM Parti’nin yaklaşımı

İYİ Parti siyasi amaç tartışmasını öne çıkarıyor

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ise yürürlükteki anayasanın önemli bölümünün AK Parti dönemindeki değişikliklerle yeniden şekillendirildiğine dikkat çekiyor.

Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ni getiren düzenlemelerin AK Parti tarafından yapıldığını hatırlatarak mevcut anayasanın bütün sorunlarının 12 Eylül yönetimine mal edilemeyeceğini savunuyor.

İYİ Parti, anayasa değişikliğinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi geleceğine veya mevcut yönetim sistemini güçlendirmeye hizmet etmesi halinde sürece katılmayacağını belirtiyor. İYİ Parti’nin açıklaması

Yeni anayasa için kaç oy gerekiyor?

600 sandalyeli TBMM’de anayasa değişikliği teklifinin sunulabilmesi için en az 200 milletvekilinin imzası gerekiyor.

Teklifin kabul sürecinde iki kritik eşik bulunuyor:

  • 360–399 oy: Değişiklik halkoyuna sunulabiliyor.
  • 400 veya daha fazla oy: Referanduma gidilmeden kabul edilmesi mümkün oluyor; Cumhurbaşkanı isterse yine halkoyuna götürebiliyor.

Bu nedenle iktidar blokunun yeni anayasa için Meclisteki diğer partilerden destek alması gerekiyor.

Benzer söylem doğrudan bağlantı kanıtı değil

2007’deki 15. Abant Toplantısı ile 2026’daki anayasa çalışmasında aynı veya benzer kavramların kullanıldığı belgelerle görülüyor:

  • Darbe anayasasından kurtulma
  • Sivil anayasa
  • Demokratikleşme
  • Özgürlükçülük
  • Toplumsal mutabakat
  • Katılımcılık
  • Vesayetin kaldırılması
  • Hakların genişletilmesi

Ancak bu benzerlik, Abant Platformu ile 2026’daki çalışma arasında kurumsal veya örgütsel devamlılık bulunduğunu kanıtlamıyor. Böyle bir bağlantı kurmaya yetecek güvenilir belge mevcut değil.

Doğrulanabilen durum, farklı dönemlerde yürütülen iki anayasa tartışmasında büyük ölçüde aynı siyasi kavramların kullanılmasıdır.

Asıl değerlendirme taslak açıklandığında yapılabilecek

AK Parti’nin anayasa çalışması bütün maddeleriyle kamuoyuna açıklanmadığı için taslağın:

  • Cumhurbaşkanının yetkilerini nasıl düzenleyeceği,
  • Meclisin denetim gücünü artırıp artırmayacağı,
  • Yargı bağımsızlığı konusunda hangi modeli önereceği,
  • HSK ve Anayasa Mahkemesinin yapısını değiştirip değiştirmeyeceği,
  • Vatandaşlık tanımını nasıl ele alacağı,
  • Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nde revizyon öngörüp öngörmediği

henüz bilinmiyor.

Yeni anayasanın gerçekten “sivil, demokratik, özgürlükçü ve kuşatıcı” olup olmadığı, ancak taslağın bütün maddeleri kamuoyuna açıklandıktan sonra değerlendirilebilecek.

Ilgili Arsiv Haber
Fetullah Gülen, FETÖ/PDY’nin Türkiye hedefi:
Sivil anayasa söylemi mi, devleti dönüştürme stratejisi mi?