Anketlerde birinciydi; şimdi Eralp’ın asıl sınavı
Seçim öncesi anketlerde öne çıkan Elif Eralp’a ATGB’de “Birinci çıkabilirsiniz, ama Berlin’in başkanı olabilecek misiniz?” diye sormuştum. Eralp o gün yanıt vermedi; seçim sonrası Alman basınında gündeme gelen geçmiş üyelik tartışmaları ve koalisyon süreci, bu soruyu yeniden Berlin siyasetinin gündemine taşıdı.
Berlin seçimlerinden önce anketler Die Linke’yi ve başbakan adayı Elif Eralp’ı güçlü bir konuma taşırken, ATGB’de kendisine tek bir soru yöneltmiştim: “Anketlerden birinci çıkabilirsiniz; peki gerçekten Berlin’in Regierende Bürgermeisterin’i olabilecek misiniz?” Eralp o gün bu soruya cevap vermedi. Seçimden sonra Alman basınında başlayan tartışmalar ise bu soruyu bugün çok daha güncel hale getirdi.
Alman-Türk Gazeteciler Birliği’ndeki (ATGB) seçim öncesi buluşmada Elif Eralp ile ayaküstü konuşma fırsatımız olmuştu. O gün tartışılan konu anketlerdi. Die Linke yükseliyor, Eralp’ın Berlin siyasetindeki ağırlığı giderek artıyordu.
Benim merak ettiğim ise anketlerde kimin birinci olduğu değildi. Asıl mesele, seçimden sonraki gündü.
Bu nedenle Eralp’a ikili ayaküstü konuşmamızda yaklaşık olarak şu soruyu yönelttim:
“Anketlerden birinci çıkabilirsiniz. Ama gerçekten Berlin’in Regierende Bürgermeisterin’i olabilecek misiniz? Seçimden sonra karşınıza çıkabilecek siyasi engellere hazır mısınız?”
Eralp bu soruya o gün cevap vermedi.
Anketlerden sandığa
20 Eylül 2026 seçimleri geldiğinde Die Linke anketlerdeki yükselişini sandığa da taşıdı. Berlin seçim idaresinin kesin sonuçlarına göre parti ikinci oylarda yüzde 25,7 ile birinci oldu. CDU yüzde 18,8, AfD yüzde 16,3, Yeşiller yüzde 14,3 ve SPD yüzde 12,1 aldı.
Eralp’ın kendi seçim bölgesindeki sonucu daha da dikkat çekiciydi. Friedrichshain-Kreuzberg 1’de doğrudan aday olarak ilk oyların yüzde 50,5’ini aldı.
Yani Eralp ve Die Linke açısından anketlerde başlayan siyasi yükseliş, seçim gecesi somut bir başarıya dönüştü.
Ancak Berlin’de birinci parti olmak, otomatik olarak Rotes Rathaus’un anahtarını almak anlamına gelmiyor. Belediye başkanlığı için parlamentoda gerekli siyasi çoğunluğun oluşturulması gerekiyor.
Tam da seçimden önceki sorumun ikinci bölümü burada başlıyor.
Alman basını şimdi Eralp’ın geçmişini inceliyor
Seçim zaferinin hemen ardından Eralp’ın siyasi geçmişi Alman basınının gündemine girdi.
FAZ’ın haberinin ardından çok sayıda Alman medya kuruluşu, Eralp’ın yıllarca Rote Hilfe adlı kuruluşun üyesi olduğunu yazdı. Die Linke Berlin de üyeliği doğruladı ve Eralp’ın 2025 yılında kuruluş üyeliğinden ayrıldığını açıkladı. Deutschlandfunk da 30 Eylül’de tartışmayı hükümet kurma süreci bağlamında haberleştirdi.
Burada gazetecilik açısından önemli bir ayrım yapılmalı.
Berlin Verfassungsschutz, Rote Hilfe’yi sol aşırılıkçı bir örgüt olarak sınıflandırıyor. Ancak bir kuruluşun bu şekilde sınıflandırılması ile geçmişte o kuruluşun üyesi olmuş bir kişinin aynı biçimde kişisel olarak sınıflandırılması aynı şey değildir. Kamuoyuna açık mevcut bilgiler, Eralp hakkında böyle bireysel bir sınıflandırma bulunduğunu göstermiyor. Bu nedenle tartışmayı somut üyelik bilgisi üzerinden yürütmek, kişiye kanıtlanmamış bir nitelendirme yüklememek gerekiyor.
Eralp’ın önündeki sınav artık seçim değil
Bugün asıl mesele tam burada.
Elif Eralp seçmenden güçlü bir destek aldı. Bu demokratik sonuç tartışmasızdır. Fakat bundan sonraki süreçte yalnızca seçim sonucu konuşulmayacak.
Koalisyon ortaklarının tutumu, Die Linke içindeki siyasi çizgiler, antisemitizm konusunda yürüyen tartışmalar, Rote Hilfe üyeliğine ilişkin sorular ve Berlin’in konut, bütçe ve yönetim politikalarındaki görüş ayrılıkları hükümet kurma sürecinin parçaları olacak.
Eralp’ın önündeki sınav bu nedenle artık seçmeni ikna etmek değil, parlamentoda yönetebilecek bir çoğunluğu oluşturabilmek.
O gün cevaplanmayan soru bugün masada
ATGB’deki buluşmada sorduğum sorunun amacı Eralp’ın seçim başarısını öngörmek değildi. Tam tersine, anketlerdeki yükselişin ardından gelebilecek daha zor aşamaya dikkat çekmekti.
Çünkü siyasette bazen seçimi kazanmak ile iktidarı kurabilmek arasında uzun bir mesafe vardır.
Bugün Alman basınının Eralp’ın geçmişini mercek altına alması ve hükümet kurma sürecinde başlayan tartışmalar, o gün cevaplanmayan soruyu yeniden gündeme getiriyor:
Anketlerden birinci çıktınız.
Sandıktan da birinci çıktınız.
Peki Rotes Rathaus’a giden siyasi çoğunluğu kurabilecek misiniz?
Bunun cevabını artık anketler de seçim gecesi rakamları da değil, Berlin’de önümüzdeki dönemde kurulacak siyasi denge verecek