Yenikapı Ruhu 10 Yıl Sonra: Milletin Vicdanı Aynı Soruyu Soruyor
15 Temmuz’un ardından milyonları bir araya getiren Yenikapı Ruhu, Türkiye’nin demokrasi ve milli birlik hafızasında önemli bir dönüm noktası olarak yer aldı. Aradan geçen 10 yılda gündeme gelen terör örgütlerine yönelik olası af ve hukuki düzenleme tartışmaları ise, şehit ailelerinin, gazilerin ve toplumun adalet duygusu açısından yeni soruları beraberinde getiriyor.
15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye siyasi tarihinin en kritik dönemeçlerinden birini yaşadı. Tankların önüne çıkan, kurşunlara göğsünü siper eden vatandaşlar, sadece seçilmiş yönetime değil, aynı zamanda millet iradesine sahip çıktı. O gece 252 kişi şehit oldu, binlerce insan gazi kaldı.
Ardından, 7 Ağustos 2016’da İstanbul Yenikapı’da düzenlenen Demokrasi ve Şehitler Mitingi, Cumhuriyet tarihinin en büyük toplumsal buluşmalarından biri olarak hafızalara kazındı. Yaklaşık 5 milyon kişinin katıldığı belirtilen mitingde siyasi görüşler ikinci plana bırakılmış, ortak payda Türkiye Cumhuriyeti’nin birliği ve demokrasisi olmuştu. Şehitlerin isimleri tek tek okunurken milyonlar aynı duyguda buluşmuş, “Yenikapı Ruhu” olarak anılan milli mutabakat ortaya çıkmıştı.
İlgili Arşiv Haber
“Berlin’de Yazıldı… Vicdanla İmzalandı… Bugün Ayaklar Altında!”
O gün verilen mesaj açıktı: Teröre, darbeye ve Türkiye’nin birliğini hedef alan yapılara karşı ortak duruş.
Aradan 10 yıl geçti.
Bugün ise kamuoyunda zaman zaman farklı terör örgütlerine yönelik hukuki düzenlemeler, infaz değişiklikleri veya olası af tartışmaları gündeme geliyor. Bu tartışmalar doğal olarak şu soruyu da beraberinde getiriyor:
15 Temmuz gecesi şehit olanların aileleri, gaziler ve o gece meydanlara çıkan milyonlar, bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyor?
Bu soru, hukuki olduğu kadar vicdani bir sorudur.
Devletler elbette güvenlik politikalarını, toplumsal barışı ve hukuk düzenini kendi anayasal mekanizmaları içinde şekillendirir. Ancak atılacak her adımın, terör mağdurlarının, şehit yakınlarının ve toplumun adalet duygusunun da gözetilmesi gerekir. Çünkü kalıcı toplumsal barış, yalnızca hukuki düzenlemelerle değil, adalet duygusunun korunmasıyla mümkündür.
Yenikapı Meydanı’nda oluşan birlik ruhu, siyasi farklılıkların üzerinde yükselen ortak bir milli iradeyi temsil ediyordu. O ruhun en önemli dayanağı ise, teröre ve darbeci zihniyete karşı tavizsiz duruştu.
Bugün yapılacak her değerlendirme ve her düzenleme, sadece hukuki sonuçlarıyla değil, toplum vicdanında nasıl karşılık bulacağı açısından da dikkatle ele alınmalıdır. Çünkü milletler, geçmişlerini unutmadıkları ölçüde geleceklerini daha sağlam inşa edebilirler.
15 Temmuz’un onuncu yılında geriye dönüp bakıldığında belki de en önemli soru hâlâ aynıdır:
Yenikapı’da milyonları bir araya getiren ortak ruh bugün ne kadar yaşıyor ve alınacak kararlar o ruhu güçlendirecek mi, yoksa zayıflatacak mı?
Bu sorunun cevabını zaman verecek. Ancak kesin olan bir gerçek var: 15 Temmuz gecesi hayatını kaybeden 252 şehidin hatırası ve milletin demokrasi uğruna ödediği ağır bedel, Türkiye’nin ortak hafızasında yaşamaya devam edecektir.