AfD Zaferi Almanya’da Siyasi Dengeleri Sarstı: Gözler Şimdi Berlin’de
Saksonya-Anhalt’ta AfD yüzde 43,8 ile açık ara birinci oldu ancak tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde edemedi. CDU’nun ağır yenilgisi Başbakan Friedrich Merz üzerindeki baskıyı artırırken, seçim sonucu göç politikası ve ekonomik kaygıları yeniden Almanya gündeminin merkezine taşıdı. Berlin’de ise 20 Eylül seçimine yalnızca 12 gün kaldı.
BERLİN / MAGDEBURG – Saksonya-Anhalt’ta yapılan eyalet seçimi Almanya siyasetinde yeni bir dönemin kapısını araladı. AfD, geçici resmî sonuca göre oyların yüzde 43,8’ini alarak açık ara birinci parti oldu. CDU ise yüzde 17,2 ile ağır bir yenilgi yaşadı. AfD, 83 sandalyeli eyalet meclisinde 39 sandalye kazandı; tek başına hükümet kurmak için gereken 42 sandalyenin üç altında kaldı.
Sonuç yalnızca Saksonya-Anhalt’taki siyasi dengeleri değil, Berlin’deki federal hükümetin geleceğine ilişkin tartışmaları da hızlandırdı.
AfD kazandı, hükümet denklemi çözülmedi
Seçim gecesinin ardından AfD yönetimi ortaya çıkan tabloyu açık bir hükümet görevi olarak yorumladı. Ancak CDU ve diğer büyük partiler AfD ile koalisyon kurmayacaklarını yineledi. Başbakan Friedrich Merz de seçimden bir gün sonra AfD ile işbirliği yapılmayacağını açık biçimde söyledi. Reuters’a göre Merz, Saksonya-Anhalt sonucunun CDU’yu “temellerine kadar sarstığını” kabul etti.
Bu tablo nedeniyle Magdeburg’da hükümet kurma sürecinin kolay olmayacağı görülüyor. BSW’nin parlamentoya girmesi, partiyi olası hükümet arayışlarında kritik aktörlerden biri haline getirdi. AfD’nin 39 sandalyesine karşı diğer partilerin nasıl bir çoğunluk oluşturacağı önümüzdeki günlerin ana siyasi tartışması olacak.
Merz ve CDU üzerinde baskı büyüyor
Saksonya-Anhalt sonucu, Federal Başbakan Friedrich Merz açısından da ağır bir siyasi uyarı niteliğinde. CDU’nun yüzde 17 seviyesine kadar gerilemesi, seçmenin federal hükümetten duyduğu memnuniyetsizliğin eyalet sandığına da yansıdığı şeklinde değerlendiriliyor.
Reuters analizine göre sonuç, ekonomik büyümedeki zayıflık, merkez partilere yönelik güven kaybı ve federal hükümete duyulan hoşnutsuzluğun AfD lehine birleştiğini gösteriyor. AfD’nin yükselişi yalnızca doğu eyaletleriyle sınırlı bir gelişme olmaktan çıkarken, parti federal düzeyde de CDU/CSU’ya yaklaşan bir destek tabanına ulaşıyor.
İlgili Haber
“Berlin Temiz Olsun” Afişiyle Gündem Olan Batuhan Temiz: “Toplumdaki Çifte Standardı Gösterdim”
Göçmen toplumunda kaygı
Seçimden sonra göçmen kökenli toplumda da sonuçlara ilişkin endişeler daha görünür hale geldi.
Reuters’ın Saksonya-Anhalt’ta görüştüğü bazı göçmenler, AfD’nin yüzde 43,8’e ulaşmasının ardından eyaletteki geleceklerini sorguladıklarını söyledi. Bazıları başka bir eyalete taşınmayı düşündüğünü belirtti. Göçmen örgütleri ise siyasi atmosferin yalnızca bireyleri değil, yabancı işgücüne ihtiyaç duyan işletmeleri de etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
AfD; iltica başvurularının sınırlandırılması, başvurusu reddedilen kişilerin daha hızlı sınır dışı edilmesi ve yabancı işgücüne bağımlılığın azaltılması gibi politikaları savunuyor. Parti ise Almanya’da yasal olarak yaşayan ve çalışan yabancılara karşı olmadığını belirtiyor.
Ekonomide yeni alarm: Sanayi üretimi geriledi
Siyasi tartışmalar sürerken Alman ekonomisinden de olumsuz veri geldi.
Federal İstatistik Dairesi Destatis’e göre sanayi üretimi temmuz ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 1,1 azaldı. Mayıs-temmuz döneminde üç aylık ortalama üretim önceki üç aya göre yüzde 0,4 artmış olsa da, temmuz üretimi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 daha düşük kaldı.
Bu veri, Almanya ekonomisindeki toparlanmanın henüz istikrarlı hale gelmediğine işaret ediyor. Otomotiv sektöründeki dönüşüm, enerji maliyetleri, küresel rekabet ve jeopolitik belirsizlikler Alman sanayisi üzerindeki baskıyı sürdürüyor.
Ülkede ekonomik kaygıların siyasi tercihler üzerindeki etkisi de Saksonya-Anhalt sonucuyla yeniden gündeme geldi. AfD’nin yükselişinin uzun vadede yatırım ortamı ve reform süreci üzerinde nasıl bir etki yaratacağı ekonomi çevrelerinde tartışılıyor.
İlgli Haber
Berlin’de Kırmızı Belediye Sarayı İçin Beşli Yarış
Berlin’de seçim kampanyasının dengesi değişebilir
Saksonya-Anhalt seçiminin ardından gözler şimdi Berlin’e çevrildi.
Başkentte 20 Eylül’de Eyalet Meclisi ve ilçe meclisleri için seçim yapılacak. Seçime yalnızca 12 gün kala AfD’nin Saksonya-Anhalt’ta aldığı yüksek oyun Berlin’deki kampanyaya da doğrudan yansıması bekleniyor.
Berlin’de özellikle göç, güvenlik, konut ve kiralar, ekonomik memnuniyetsizlik ve AfD ile olası siyasi işbirliği tartışmalarının kampanyanın son bölümünde daha fazla öne çıkması muhtemel.
Türkiye kökenli seçmenin yoğun olduğu Neukölln, Mitte, Tempelhof-Schöneberg ve Friedrichshain-Kreuzberg gibi ilçelerde ise seçime katılım oranı ayrı bir önem taşıyor.
Berlin’de siber saldırının etkileri sürüyor
Başkentte seçim kampanyasının yanında Berlin eyalet yönetimine yönelik siber saldırının sonuçları da gündemdeki yerini koruyor.
Rhysida adlı hacker grubunun ele geçirdiği verilerin Darknet’te yayımlanmasının ardından Berlin yönetimi sistemlerin ve çalınan bilgilerin kapsamını incelemeyi sürdürüyor. Lichtenberg Belediyesi’nin, Berlin Senatosu tarafından saldırının izlerini araştırmak amacıyla kullanılmak istenen CrowdStrike “Falcon Agent” yazılımına veri koruma gerekçesiyle itiraz etmesi de yönetim içinde yeni bir tartışma başlattı.
20 Eylül seçimine kısa süre kala siber güvenlik dosyası, yalnızca idari bir sorun olmaktan çıkıp seçim güvenliği ve kamuoyunun devlet kurumlarına güveni açısından da önem taşıyor.
Almanya’da yeni siyasi denklem
Saksonya-Anhalt’ta ortaya çıkan tablo, Almanya siyasetindeki parçalanmanın ulaştığı noktayı bir kez daha gösterdi.
AfD açık ara seçim galibi olmasına rağmen tek başına iktidar çoğunluğunu sağlayamadı. Diğer partilerin AfD ile koalisyona kapıyı kapatması ise seçim sonucuyla hükümet kurma kapasitesi arasındaki farkı ortaya çıkardı.
Bu nedenle Almanya’nın önündeki temel soru artık yalnızca “AfD ne kadar yükselir?” değil.
Asıl soru, AfD’nin birinci parti olduğu eyaletlerde diğer partilerin nasıl hükümet kuracağı ve bu siyasi tablonun Berlin’den federal hükümete kadar Almanya’nın yönetilebilirliğini nasıl etkileyeceği.
İlgili Haber
Steffen Krach: “Yüksek gelir grupları topluma daha fazla katkı sunmalı”
