Dr. Öğr. Üyesi Ömer Emrullah Egeliği ile Basın Özgürlüğü ve Yargı Üzerine Röportaj
Mustafa Kemal Atatürk’ün basın özgürlüğü ile ilgili şu sözünü hatırlamak önemlidir: “Basın özgürlüğünden doğan sakıncaları gidermenin yolu gene basın özgürlüğüdür.”
Berlin– Medya.Berlin ve Metalink ortak yapımı programın konuğu olan Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Dr. Ömer Egeliği, Berlin’deki akademik programı kapsamında Türk basınının Almanya’daki çalışmalarını yakından inceleme fırsatı bulduğunu belirtti.
Erasmus Personel Hareketliliği kapsamında Berlin’e geldiğini ifade eden Egeliği, Medya.Berlin’de gerçekleştirdiği gözlemler ile Alman Türk Gazeteciler Birliği’nde düzenlenen “Basın Özgürlüğü” konferansının oldukça verimli geçtiğini söyledi.
“Medya.Berlin bünyesinde Almanya’daki Türk basınının çalışmalarını yakından gözlemleme imkânı bulduk. Aynı zamanda yeni projeler üzerine fikir alışverişinde bulunduk. Alman Türk Gazeteciler Birliği’nde gerçekleştirdiğimiz basın özgürlüğü konferansı da benim için oldukça değerliydi.”
“Türkiye’de anayasal düzeyde ciddi bir eksiklik yok, sorun uygulamada”
Türkiye ile Almanya’yı basın özgürlüğü açısından değerlendiren Dr. Egeliği, anayasal metinlerden ziyade uygulamanın belirleyici olduğuna dikkat çekti.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın basın özgürlüğünü güçlü biçimde koruduğunu ifade eden Egeliği şöyle konuştu:
“Kâğıt üzerinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası basın özgürlüğünü ciddi biçimde koruyan hükümler içeriyor. Ancak hukukta belirleyici olan uygulamadır. Sorunlar daha çok uygulama aşamasında ortaya çıkabiliyor.”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının da bu alanda önemli bir referans oluşturduğunu belirten Egeliği, Türkiye ve Almanya’nın aynı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemine tabi olduğunu hatırlattı.
Gazetecilik değişiyor: Vatandaş gazeteciliği dönemi
Dr. Egeliği, teknolojinin gazeteciliği köklü biçimde değiştirdiğini belirterek artık yalnızca klasik medya organlarının değil, bireysel içerik üreticilerinin de kamuoyunu etkileyen aktörler hâline geldiğini söyledi.
“Eskiden sorunlar daha çok basılı gazeteler üzerinden tartışılıyordu. Bugün sosyal medya, dijital platformlar ve vatandaş gazeteciliği yeni hukuki tartışmaları beraberinde getiriyor.”
Gazetecilik faaliyetinin yalnızca resmi basın kartıyla ölçülemeyeceğini vurgulayan Ege, düzenli ve profesyonel gazetecilik yapan kişilerin uluslararası hukukta daha güçlü korumalardan yararlanabildiğini ifade etti.
“Devam eden davalar haber yapılabilir, ancak özen şart”
Yargı ile basın arasındaki ilişkinin hassas bir denge üzerine kurulduğunu belirten Dr. Egeliği, gazetecilerin devam eden davaları haberleştirebileceğini ancak bunun ciddi bir özen yükümlülüğü gerektirdiğini söyledi.
Özellikle mahkeme kararlarının bağlamından koparılarak kamuoyuna aktarılmasının yanlış algılar oluşturabileceğine dikkat çeken Egeliği, örnek olarak kamuoyunda çok tartışılan “meşru müdafaa” kararlarını gösterdi.
“Gazeteciler en azından haberlerini doğru yorumlayabilecek kadar hukuk bilgisine sahip olmalıdır. Mahkeme kararını bağlamından koparmak toplumda yanlış kanaatlerin oluşmasına yol açabilir.”
“Yargı sadece siyasetten değil, medyadan da bağımsız olmalıdır”
Dr. Egeliği, yargı bağımsızlığının yalnızca yasama ve yürütmeden değil, medya baskısından da korunması gerektiğini söyledi.
Hakimlerin kamuoyu baskısından etkilenmeden karar verebilmesinin hukuk devleti açısından vazgeçilmez olduğunu belirten Ege şöyle konuştu:
“Yargı bağımsızlığı sadece hükümetten bağımsızlık değildir. Aynı zamanda basından da bağımsız olmalıdır.”
Medya sahipliği yeniden tartışılmalı
Basının bağımsızlığı konusunda yeni dönemin farklı çözümler gerektirdiğini ifade eden Dr. Ege, medya kuruluşlarının ekonomik ve siyasi ilişkilerinin tamamen ortadan kaldırılmasının artık gerçekçi olmadığını söyledi.
Bunun yerine şeffaflığın güçlendirilmesini öneren Egeliği şu değerlendirmeyi yaptı:
“Gazetecilerin veya medya kuruluşlarının ekonomik ve siyasi ilişkilerini tamamen ortadan kaldırmak mümkün görünmüyor. Bunun yerine bu ilişkilerin kamuoyuna açık biçimde beyan edilmesi daha gerçekçi bir çözüm olabilir.”
“Asıl ihtiyaç medya okuryazarlığı”
Sadece gazetecilerin değil vatandaşların da bilinçlenmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Egeliği, dijital çağın en önemli kavramlarından birinin medya okuryazarlığı olduğunu söyledi.
Vatandaşların farklı kaynakları karşılaştırarak haberleri değerlendirebildiğini ifade eden Egeliği, yeni neslin bu konuda sanıldığından daha bilinçli olduğunu belirtti.
“Vatandaş artık tek bir gazeteden bilgi almıyor. Farklı kaynakları karşılaştırıyor. Çapraz sorgulama yapıyor. Bu nedenle medya okuryazarlığı her zamankinden daha önemli.”
Almanya’daki Türk gazetecilere mesaj
Berlin’de görev yapan Türk gazetecilerin iki farklı hukuk sistemi içerisinde çalıştıklarını belirten Dr.Egeliği, bunun mesleği daha da zorlaştırdığını söyledi.
“Almanya’daki Türk gazeteciler hem Almanya’nın hem de Türkiye’nin hukuki ve siyasi gelişmelerini takip etmek zorunda. Bu çifte sorumluluk yaptıkları işi çok daha kıymetli hâle getiriyor.”
Gazetecilerin mesleki örgütlenmelerinin önemine de dikkat çeken Egeliği, dayanışmanın demokratik toplumlar açısından vazgeçilmez olduğunu ifade etti.
Atatürk’ün sözüyle noktaladı
Programın sonunda basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerini Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle tamamlayan Dr. Ömer Egeliği şu ifadeleri kullandı:
“Basın özgürlüğünün doğurabileceği mahsurlar karşısında tek bir çözüm vardır; o da yine özgür basındır.”
Bu sözün günümüzde de geçerliliğini koruduğunu belirten Egeliği, demokratik toplumların güçlü, çoğulcu ve özgür bir basına ihtiyaç duyduğunu vurguladı.