Berlin’de “Çetin Mert Dosyası” sergisi açıldı
Berlin Duvarı’nın en trajik hikâyelerinden biri yeniden gündemde
Berlin Türk Cemaati (TGB) tarafından hazırlanan “Die Akte Çetin Mert” başlıklı sergi, Berlin Duvarı döneminde yaşamını yitiren 5 yaşındaki Çetin Mert’in hikâyesini yarım asır sonra yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı. Kreuzberg’de gerçekleştirilen sergi açılışı, yalnızca bir anma etkinliği değil; aynı zamanda Almanya’daki Türk göç tarihine, Berlin’in bölünmüş geçmişine ve göçmen toplumun hafıza mücadelesine dair kapsamlı bir yüzleşme niteliği taşıdı.
Dr. Suat Özkan tarafından hazırlanan sergide; resmi arşiv belgeleri, polis kayıtları, dönemin gazete kupürleri, aile fotoğrafları, protesto görüntüleri, sınır haritaları ve tanıklıklar kronolojik bir anlatımla ziyaretçilere sunuldu.
Açılışa Berlin Senatörü Cansel Kızıltepe’nin yanı sıra FDP’den Batuhan Temiz, Yeşiller’den Kübra Beydaş, CDU’dan Nimet Avci, Sol Parti’den Elif Eralp ile çok sayıda siyasetçi, akademisyen, gazeteci ve sivil toplum temsilcisi katıldı.
Berlin Duvarı’nın görünmeyen mağdurları
Serginin temel mesajı, Berlin Duvarı tarihinin yalnızca devletler arası politik gerilim üzerinden okunamayacağı yönündeydi. Çalışmada, göçmen ailelerin ve özellikle Türk toplumunun yaşadığı insanî dramların uzun yıllar Alman hafıza kültüründe yeterince görünür olmadığı vurgulandı.
Sergide yer alan belgelerde, Çetin Mert’in 11 Mayıs 1975 günü Kreuzberg’de arkadaşlarıyla oynarken Spree Nehri’ne düştüğü ve olayın yaşandığı bölgenin Doğu Berlin sınır hattında bulunması nedeniyle kurtarma sürecinde yaşanan gecikmelerin büyük tartışmalara yol açtığı anlatıldı.
Olayın ardından hem Batı Berlin’de hem Almanya genelinde büyük tepki oluştuğu, özellikle Berlin’de yaşayan Türk toplumunun sessiz kalmadığı sergi belgelerinde ayrıntılı biçimde işlendi.
“Utanç duvarları” pankartı serginin merkezinde
Serginin en dikkat çeken bölümlerinden biri, Çetin Mert’in ölümünün ardından düzenlenen protesto yürüyüşlerine ayrıldı.
Arşiv görüntülerinde taşınan büyük pankartlardan birinde şu ifadeler yer aldı:
“Utanç duvarları + telörgüler + ölüm seyircileri = komünistler”
Bir başka pankartta ise:
“Schandmauer + Kindermord und Stacheldraht sind der Kommunisten Tat”
(“Utanç duvarı + çocuk cinayeti ve dikenli teller komünistlerin eseridir”)
ifadeleri dikkat çekti.
Sergi metinlerinde, yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı protestolarda “Mörder, Mörder, Kindermörder” (“Katil, çocuk katili”) sloganlarının atıldığı, Türk toplumunun olay karşısında büyük bir öfke ve çaresizlik yaşadığı belirtildi.
Dönemin Hürriyet Berlin kupürleri, protesto fotoğrafları ve resmi yazışmalar da sergide özel bölümler halinde yer aldı.
“Siz işçi çağırdınız, anne ve babalarımız geldi”
Sergi yalnızca Çetin Mert’in ölümünü değil, aynı zamanda Almanya’daki Türk göçünün tarihsel arka planını da anlatıyor.
1961 Türkiye-Almanya İşgücü Anlaşması’na ayrılan bölümde:
“Siz işçi çağırdınız, anne ve babalarımız geldi”
ifadesi öne çıkarıldı.
Bu bölümde Türk işçilerinin Almanya’ya geliş süreci, fabrikalardaki çalışma koşulları, Kreuzberg’deki yaşam mücadelesi ve göçmen ailelerin yaşadığı dışlanma ayrıntılı belgelerle anlatıldı.
Sergide yer alan bilgilerde, Çetin Mert’in ailesinin de 1970 yılında Türkiye’den Berlin’e daha iyi bir yaşam umuduyla geldiği aktarıldı. Baba Ramiz Mert’in fabrikalarda çalıştığı ve aynı zamanda müzikle ilgilendiği belirtildi.
İlgili Arşiv Haber
Çetin Mert’in Ölümü
Berlin’in bölünmüş tarihine göçmen perspektifi
Serginin bir başka bölümünde ise II. Dünya Savaşı sonrası Almanya’nın bölünmesi, Berlin Ablukası, Doğu-Batı ayrışması ve Berlin Duvarı’nın inşa süreci anlatıldı.
Haritalar, dönemin fotoğrafları ve sınır sistemine ait teknik bilgilerle hazırlanan bölümde:
- Gözetleme kuleleri,
- Beton bariyerler,
- Sınır devriyeleri,
- Tel örgüler,
- Nehir sınırları
gibi uygulamaların insan hayatı üzerindeki etkileri işlendi.
“Das Protokoll des Todes” başlıklı bölümde ise Berlin Duvarı nedeniyle yaşamını yitiren insanların istatistiklerine yer verildi. Sergide paylaşılan bilgilere göre, 1961–1989 yılları arasında en az 140 kişi Berlin Duvarı ve DDR sınır sistemi nedeniyle hayatını kaybetti.
Cansel Kızıltepe: “Bugün görünmez duvarlar kuruluyor”
Berlin Senatörü Cansel Kızıltepe konuşmasında, Berlin Duvarı’nın yalnızca beton ve dikenli tellerden ibaret olmadığını söyledi.
Kızıltepe, “Meselenin özünde insanlar, parçalanan aileler ve yaşanan acılar vardı” ifadelerini kullanırken, günümüzde fiziksel duvarların yerini toplumsal ayrışma ve görünmez bariyerlerin aldığına dikkat çekti.
“Hatırlamak bir tercih meselesidir” diyen Kızıltepe, demokratik toplumların geçmişle yüzleşme ve hafızayı koruma sorumluluğu bulunduğunu vurguladı.
Dr. Suat Özkan: “Bu çalışma göçmen hafızasını görünür kılıyor”
Serginin hazırlayıcısı Dr. Suat Özkan ise çalışmanın temel amacının, Berlin’in göçmen hafızasını Alman kamusal tarih anlatısının bir parçası haline getirmek olduğunu belirtti.
Sergi boyunca kullanılan belgeler, tanıklıklar ve kronolojik anlatım sayesinde ziyaretçiler yalnızca Çetin Mert’in trajedisini değil, aynı zamanda Berlin’de yaşayan Türk toplumunun 1970’li yıllardaki sosyal ve politik atmosferini de yakından görme fırsatı buldu.
Etkinlik sonunda davetliler sergiyi gezerek arşiv belgelerini inceledi ve Çetin Mert’in ailesine ait fotoğrafların yer aldığı bölümlerde uzun süre vakit geçirdi.
İlgili Video