Kurbanların Aileleri Almanya’ya Sesleniyor

“Vatan, güvenlik demektir… Ve biz artık güvenin içinde değiliz.” — Ayten Taşköprü

Kurbanların Aileleri Almanya’ya Sesleniyor
NSU kurbanlarının portreleri (2000–2011)

Berlin’de NSU Kurbanları Anıldı

Berlin’de,bizim kurumumuzun adı Berlin-Brandenburg Türkiye Toplumu (TBB) öncülüğünde düzenlenen etkinlikte 2000–2011 yılları arasında Neo-Nazi terör örgütü NSU (Nationalsozialistischer Untergrund) tarafından öldürülen 10 kişi anıldı.

Toplantı, Türk-Alman işverenler Birliği (TDU) salonunda yapıldı. Etkinliğe sivil toplum temsilcileri, akademisyenler ve kurban yakınları katıldı.

Salonda, NSU kurbanlarının fotoğrafları tek tek yer aldı:

Enver Şimşek, Abdurrahim Özüdoğru, Süleyman Taşköprü, Habil Kılıç, Mehmet Turgut, İsmail Yaşar, Theodoros Boulgarides, Mehmet Kubaşık, Halit Yozgat ve Michele Kiesewetter.

Onların yüzleri, 11 yıl süren “devlet ihmaliyle örtülmüş” bir terör ağının sessiz tanıklarıydı.

Etkinlikte sık sık tekrarlanan cümle ise Almanca bir pankartta yazıyordu:

“Populismus ächten, Rassismus bekämpfen!”

Yani: “Popülizmi lanetle, ırkçılıkla mücadele et!”

ılgılı Haber
NSU’nun Ortaya Çıkışının 14. Yılı: Berlin’de Anma ve Yüzleşme Toplantısı Düzenlendi

Bir Kardeşin Tanıklığı: Ayten Taşköprü’nün Mektubu

Etkinlikte, 2001 yılında Hamburg’da öldürülen Süleyman Taşköprü’nün kardeşi Ayten Taşköprü’nün kaleme aldığı mektup da okundu.

Taşköprü, Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’un davetiyle 21 Şubat 2013’te Schloss Bellevue’de düzenlenen NSU anma buluşması vesilesiyle yazdığı o mektupta, yalnızca bir kaybı değil, bir toplumun güven duygusunun çöküşünü anlattı:

Ayten Taşköprü’nün Mektubu

“…Ateş düştüğü yeri yakar… On belki de daha fazla…”

2001 yazında, Neo-Naziler kardeşimi öldürdüler.

2011 sonbaharının sonlarına doğru — on yıl sonra — kriminal polis kapımı çaldı.

Kardeşime ait kişisel eşyaları bana getirdiler.

Polise sordum:

“Bu eşyalar neden şimdi geliyor, yeni bir gelişme mi var?”

Sadece şu cevabı verdi:

“Eşyaları size geri vermeyi unutmuşuz.”

Sonra çekip gitti.

Saatlerce, ölmüş kardeşimin eşyalarının önünde oturdum.

Günlerce kendimi toparlayamadım.

Anneme ve babama, kardeşimin eşyalarının — külünün — geri geldiğini söyleyemedim.

Tamamen bitmiştim…

Ve sonra bir akşam geldi — televizyon karşısında oturuyordum.

Birden NSU’nun itiraf videosu gösterildi.

Çığlık atmaya başladım ve duramadım.

Kardeşim kanlar içinde yatıyordu — o kırmızı beyaz fayansların üzerinde.

Küçük, narin ellerini gördüm.

Kolundaki saatini tanıdım.

Ama artık yüzünde bir gülümseme yoktu.

Soğuk fayansların üzerinde, kendi kanının içinde yatıyordu.

Küçük oğlum benim çığlıklarımla uyandı.

Kendimi toparlayıp onu yeniden uyutmak zorundaydım.

O gün kardeşim ikinci kez öldü.

Ve içimde bir şey kırıldı.

Hayatım elimden kayıp gidiyordu.

1974’te Türkiye’de doğdum,

1979’dan beri Almanya’da yaşıyorum.

Burada okula gittim, eğitimimi yaptım, çalıştım.

Oğlum burada doğdu —

kendimi Türk kökenli bir Alman olarak hissediyordum.

2011 Mart’ında, belediyede bir görevlinin oğluma

“Sen Alman değilsin” dediğinde bile gülebiliyordum.

Küçük oğlum şaşırmış bir şekilde,

“Elbette Almanım, çünkü Alman pasaportum var” demişti.

Bugün artık buna gülemiyorum.

Bir zamanlar bir hayatım vardı, bir yurdum vardı.

Artık hiçbir yurdum yok.

Çünkü vatan, güvenlik demektir.

Ve biz artık güvenin içinde değiliz.

Kardeşimin yalnızca Türk olduğu için öldürüldüğünü öğrendiğimizden beri korkuyoruz.

Köklerimizin başka bir yerde olduğu için vurulduğumuz bir yer, böyle bir yer nasıl senin yurdun olabilir ki?…

Ayten Taşköprü, Süleyman Taşköprü’nün kız kardeşidir.

Bu mektubu, Federal Cumhurbaşkanı Joachim Gauck’a,

21 Şubat 2013 tarihinde Schloss Bellevue’de

NSU cinayetleri ve bombalı saldırılarda hayatını kaybedenlerin ve yaralananların yakınlarının davet edildiği buluşma vesilesiyle yazmıştır.

Bir Yüzleşmenin Eksik Hikayesi

Panelde konuşan katılımcılar, NSU davasında devletin ihmallerinin hâlâ tam olarak açıklığa kavuşmadığını vurguladı.

Almanya’daki Türk toplumu temsilcileri, “Irkçılık bireysel bir nefret değil, yapısal bir sorun” mesajı verdi.

Etkinlikte ayrıca, NSU davasını ve sonuçsuz kalan devlet soruşturmalarını anlatan “Ende der Aufklärung – Das NSU-Versagen” kitabı da tanıtıldı.

“Popülizmi Lanetle, Irkçılıkla Mücadele Et”

Etkinlik salonunda yansıtılan bir fotoğrafta, TBB (Türkische Bund in Berlin-Brandenburg) öncülüğünde sokakta yürüyen bir grup insan ellerinde şu pankartı taşıyordu:

“Populismus ächten, Rassismus bekämpfen!”

Bu slogan, NSU cinayetlerinin ardından Almanya’daki göçmen toplumun ortak talebini özetliyordu:

Gerçek adalet, gerçek yüzleşme.

Bir Cümlede Özetlenen Acı: “Vatan, güvenlik demektir.”

Ayten Taşköprü’nün mektubundaki bu cümle, yıllar sonra bile NSU davasının en sarsıcı tanıklığı olarak anılıyor.

Çünkü bu cümlede, yalnızca bir kardeşin acısı değil, bir toplumun kırılmış güveni, yitirilmiş aidiyeti gizli.