Mehmet Uçum’dan “Terörsüz Türkiye” Çerçevesi: Yeni Dönemin Sinyalleri ve TBMM’ye Yasal Düzenleme Mesajı
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Türkiye’nin “tarihsel bir eşikte” olduğunu belirterek devletin “Terörsüz Türkiye” geçiş sürecinde son aşamaya gelindiğini açıkladı. Uçum’un metni, PKK sonrası döneme ilişkin hukuki ve siyasal düzenlemelerin TBMM gündemine taşınacağına işaret ediyor.
Türkiye’nin siyasal mimarisine ilişkin en kritik değerlendirmelerden biri, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’dan geldi. Uçum, kaleme aldığı metinde hem devletin yeni güvenlik doktrinine hem de Cumhuriyet’in Atatürk’ten Erdoğan’a uzanan yeniden tanımlanan tarihsel çerçevesine dair dikkat çekici mesajlar verdi.
“Tarihsel bir eşik” vurgusu
Uçum, Türkiye’nin “Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in kuruluşundan sonraki en büyük dönüşümlerden biriyle” karşı karşıya olduğunu belirterek, 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılmasını “milli demokratik halk devrimi” olarak tanımladı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ise “devrimci bir ilerleme” olduğunu vurguladı.
Metin, Cumhuriyet’in iki aşamalı bir kurucu-yükseltici süreç olarak ele alındığını gösteriyor:
- Kurucu lider Atatürk’le Cumhuriyetin kazanılması,
- Erdoğan liderliğinde Cumhuriyetin yükseltilmesi ve “Türkiye Yüzyılı” perspektifi.
“Terörsüz Türkiye” sürecinin son aşaması
Mehmet Uçum’un değerlendirmesinde en dikkat çeken bölüm, devletin terörle mücadelede yeni bir döneme geçtiği vurgusu oldu. Uçum, son bir yıldır sürdürülen “Terörsüz Türkiye” geçiş sürecinin devlet politikası haline geldiğini belirtti ve sürecin “adım adım hedefe yaklaştığını” söyledi.
Bu yaklaşım, PKK sonrası dönemin hukuki ve siyasal zemininin inşa edildiği yeni bir çerçeveye işaret ediyor.
TBMM’ye yasal düzenleme sinyali
Uçum’un metninde geçen şu ifade dikkat çekici bir politik mesaj niteliğinde:
“Geçiş sürecine ilişkin hukuk politikası raporunun hazırlanmasına geçildi ve TBMM bu aşamada bir irade ortaya koyacaktır.”
Bu açıklama, önümüzdeki dönemde Meclis gündemine:
- Terör sonrası dönem düzenlemeleri
- Güvenlik doktrini güncellemeleri
- Demokratik alanın yeniden tanımlanması
- Yerel yönetim ve siyasal katılıma ilişkin yeni kurallar
gibi geniş kapsamlı düzenlemelerin gelebileceğine işaret ediyor.
Siyasi aktörlere sert “dil uyarısı”
Uçum, süreçte en hassas noktanın “dil” olduğunu vurguladı.
Ayrılıkçılık dili, zafer dili, bölgesel siyaset söylemi ve üstenci ifadelerin sürece zarar vereceğini belirterek, aktörlerden “dil birliği” istedi.
Metinde bu konuda şu uyarı öne çıkıyor:
“Sürece zarar verecek hiçbir söylem kabul edilemez; sorumluluk alan herkesin buna uygun davranması gerekir.”
Bu vurgu, özellikle legal siyaset alanındaki partilere yönelik net bir çerçeve çiziyor.
Demokratik alanın genişleyeceği mesajı
Uçum’un metni, silahların tamamen bırakılması ve örgütsel yapının tasfiyesi sonrası Türkiye’nin “demokratik siyaset alanını genişleteceğini” savunuyor.
Bu kapsamda, devletin güvenlik odaklı politikalarının tamamlayıcı olarak:
- demokratikleşme,
- toplumsal bütünleşme,
- reform alanlarının açılması
gibi adımları öngördüğü belirtiliyor.
Mehmet Uçum’un açıklaması, Ankara’nın 2025–2026 dönemine çok kritik bir gündemle girdiğini ortaya koyuyor. Devletin “PKK sonrası dönem” için yeni bir doktrin hazırladığı, TBMM’nin bu doğrultuda kapsamlı düzenlemeler yapacağı ve siyasal aktörlerden süreçle uyumlu bir dil beklendiği net şekilde görülüyor.