Gülce’den Berlin’e uzanan acı hikâye: “Ailem gözlerimin önünde yok edildi”
Berlin’de düzenlenen 3. Uluslararası Uygur Forumu’na katılan Doğu Türkistanlı Rukiye Parhat, Çin yönetiminin baskıları nedeniyle ailesini kaybettiğini ve yıllarca cezaevinde ağır koşullarda tutulduğunu anlattı. İsveç Uygur Birliği Başkanı Bahtınur Abudureyimu ise uluslararası topluma ve Türkiye’ye Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerine karşı daha güçlü dayanışma çağrısında bulundu.
“Babam, annem ve kardeşlerim öldürüldü”
Aslen Doğu Türkistan’ın Gülce kentinden olan Rukiye Parhat, Berlin’deki forum kapsamında yaptığı açıklamada ailesinin Çin yönetiminin uygulamaları nedeniyle yok olduğunu söyledi.
Parhat, önce babasının öldürüldüğünü, ardından annesi ve kardeşlerinin tutuklandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Babam öldürüldü. Daha sonra annem ve üç ağabeyim tutuklandı. Annem cezaevinde hayatını kaybetti.”
“İki ağabeyim gözlerimin önünde vuruldu”
Yaşadıklarının en ağır bölümünün kardeşlerinin öldürülmesi olduğunu anlatan Parhat, iki ağabeyinin Ürümçi’de gözlerinin önünde silahla vurularak öldürüldüğünü söyledi.
“İki ağabeyim ve başka Uygurlar birlikte silahla vurularak öldürüldü. Buna bizzat şahit oldum” diyen Parhat, yaşadığı travmanın etkilerini hâlâ taşıdığını ifade etti.
Dört yıl cezaevinde kaldı
2008 yılında tutuklandığını belirten Parhat, Ürümçi’de dört yıl boyunca cezaevinde kaldığını söyledi.
Cezaevi sürecinde ağır işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını öne süren Parhat, uzun süre sağlıksız koşullarda tutulduğunu anlattı.
“Uzun süre su dolu hücrelerde kaldım. Ağır şartlar nedeniyle ciddi şekilde hastalandım. Bir dönem öldüğümü düşündüler” ifadelerini kullanan Parhat, yakınlarının büyük çabaları sayesinde hayatta kaldığını söyledi.
2019 yılında Almanya’ya geldi
Uzun yıllar Doğu Türkistan’da yaşadıktan sonra 2019 yılında Almanya’ya geldiğini belirten Parhat, bugün yaşadıklarını uluslararası kamuoyuna anlatmayı bir sorumluluk olarak gördüğünü ifade etti.
Berlin’de düzenlenen forumda konuşan Parhat, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerinin unutulmaması gerektiğini vurguladı.
Yaşadıkları kitap oluyor
Rukiye Parhat, yaşadıklarının bir araştırmacı tarafından kitaplaştırıldığını da açıkladı.
Kitabın yayımlanma aşamasında olduğunu belirten Parhat, eser aracılığıyla Doğu Türkistan’da yaşananların daha geniş kitlelere ulaşmasını umut ettiğini söyledi.
Bahtınur Hanım: “Doğu Türkistan’daki soykırımın tanınmasını istiyoruz”
Forum kapsamında görüşlerini paylaşan İsveç Uygur Birliği Başkanı Bahtınur Abudureyimu, Doğu Türkistan’da yaşananların uluslararası toplum tarafından daha fazla gündeme taşınması gerektiğini söyledi.
Yaklaşık 22 yıldır İsveç’in Stockholm kentinde yaşadığını belirten Abudureyimu, memleketine dönemediğini ve ailesinin akıbeti hakkında bilgi alamadığını ifade etti.
Berlin’de gerçekleştirilen forumun dünyanın farklı ülkelerinden siyasetçileri, akademisyenleri, diplomatları ve insan hakları savunucularını bir araya getirdiğini belirten Abudureyimu, yaklaşık 200 katılımcının yer aldığı etkinlikte Uygurların geçmişi, bugünü ve geleceğinin ele alındığını söyledi.
“Kimliğimiz de hedef alınıyor”
Çin yönetiminin yalnızca insanları değil, Uygur kültürünü ve kimliğini de hedef aldığını savunan Abudureyimu, ana dil eğitiminin kısıtlandığını, kültürel mirasın zarar gördüğünü ve dini özgürlüklerin baskı altında olduğunu dile getirdi.
İsveç’te yaklaşık 2 ila 3 bin Uygur Türkünün yaşadığını belirten Abudureyimu, diaspora topluluğunun hem günlük yaşamını sürdürmeye hem de Doğu Türkistan meselesini uluslararası gündemde tutmaya çalıştığını ifade etti.
Türkiye’ye çağrı
Türkiye’den beklentilerine ilişkin soruya cevap veren Abudureyimu, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye hükümetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ve Türk halkının desteğini önemsiyoruz. Doğu Türkistan’da yaşananların soykırım olarak tanınmasını bekliyoruz. Türkiye’de yaşayan Uygurların eğitim, barınma ve sosyal haklar konusunda daha fazla desteklenmesini arzu ediyoruz.”
Uluslararası topluma dayanışma çağrısı
Abudureyimu, uluslararası toplumun Doğu Türkistan’daki gelişmelere karşı daha duyarlı olması gerektiğini belirterek, insan hakları ihlallerine karşı ortak hareket edilmesi çağrısında bulundu.

Forumun ana hedefi: “Tanımadan hesap vermeye geçiş”
- Uluslararası Uygur Forumu kapsamında konuşan Dünya Uygur Kongresi Başkanı Turgunjan Alawdun, forumun bu yılki temasının Çin’in Uygurlara yönelik toplama kamplarının 10. yılı olduğunu söyledi.
Alawdun, üç gün süren forumda parlamenterler, akademisyenler, araştırmacılar ve sivil toplum temsilcilerinin bir araya geldiğini belirterek, bugüne kadar ortaya konulan çalışmaların artık yeni bir aşamaya taşınması gerektiğini vurguladı.
“Toplama kamplarının nasıl kapattırılacağını ve Çin’in işlediği soykırım suçları nedeniyle nasıl hesap vereceğini tartışıyoruz” diyen Alawdun, forum sonunda kapsamlı bir sonuç bildirgesi yayımlanacağını açıkladı.
“Birleşmiş Milletler 1 milyon dedi, araştırmacılar 3 milyon tahmin ediyor”
Toplama kamplarında tutulan Uygurların sayısına ilişkin soruyu da yanıtlayan Alawdun, Birleşmiş Milletler’in 2018 yılında yaklaşık 1 milyon kişinin kamplarda bulunduğunu açıkladığını hatırlattı.
Bağımsız araştırmacıların ise bu sayının 3 milyona kadar ulaştığını tahmin ettiğini belirten Alawdun, “Kendi kültürüne, dinine ve kimliğine bağlı olan insanlar sistematik biçimde hedef alındı” dedi.
Dördüncü forum başka bir başkentte düzenlenecek
Forumun geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alawdun, ilk forumun Brüksel’de, ikinci forumun Tokyo’da, üçüncüsünün ise Berlin’de gerçekleştirildiğini belirterek, dördüncü forumun başka bir dünya başkentinde düzenlenmesinin planlandığını söyledi.
İsa Dolkun: “11 parlamento soykırımı tanıdı, şimdi hesap verme zamanı”
Forumun organizatörlerinden Dünya Uygur Kongresi İcra Kurulu Başkanı Dolkun Isa ise Doğu Türkistan’daki toplama kamplarının 2016 yılında kurulduğunu ve aradan geçen 10 yılda uluslararası toplumun önemli kararlar aldığını ifade etti.
Dolkun Isa, Kanada, Hollanda, Fransa, İngiltere, ABD, Belçika, Litvanya, Tayvan ve Avrupa Parlamentosu dahil olmak üzere 11 parlamentonun Çin’in Uygurlara yönelik politikalarını soykırım veya insanlığa karşı suç olarak tanıdığını söyledi.
“Dünyanın dikkati başka krizlere kaydı”
Son yıllarda Ukrayna savaşı, Gazze’deki gelişmeler ve Ortadoğu’daki yeni çatışmalar nedeniyle Doğu Türkistan meselesinin uluslararası gündemde geri planda kaldığını belirten Isa, Çin’in bu durumdan faydalanarak yaşananları normalleştirmeye çalıştığını savundu.
Isa, forumun temel amacının yalnızca soykırımın tanınması değil, sorumluların hesap vermesini sağlayacak uluslararası mekanizmaların oluşturulması olduğunu kaydetti.
“Kardeşlerim, annem ve binlerce Uygur hâlâ mağdur”
Dolkun Isa, kendi ailesinin de Çin’in uygulamalarından doğrudan etkilendiğini belirterek annesinin hayatını kaybettiğini, iki kardeşinin ise uzun yıllar gözaltı ve baskılara maruz kaldığını anlattı.
Forum alanında sergilenen fotoğraf ve belgelerin yalnızca birkaç örneği temsil ettiğini söyleyen Isa, akademisyenler, araştırmacılar ve kanaat önderlerinin de uzun hapis cezalarına çarptırıldığını ifade etti.
Zorla çalıştırma, kültürel mirasın yok edilmesi ve dini baskılar gündemdeydi
Forumda zorla çalıştırma uygulamaları, kültürel mirasın tahribi, camilerin yıkılması, dini özgürlüklerin sınırlandırılması ve Uygur kimliğine yönelik baskılar da ele alındı.
Kanada, Fransa, Almanya, ABD, Türkiye ve Avrupa Parlamentosu’ndan siyasetçilerin katıldığı forumda, önümüzdeki dönemde uluslararası hukuk ve diplomasi alanında atılabilecek adımlar değerlendirildi.
“Bu mücadele bitene kadar forumlar devam edecek”
Dolkun Isa, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri sona erene kadar uluslararası forumların düzenlenmeye devam edeceğini belirterek, “Soykırım durdurulana ve sorumlular hesap verene kadar mücadelemiz sürecek” dedi.
İlgili Video
