2015’in görünmeyen diplomasi trafiği: Abdullah Gül, Berlin ve “Kraliçe görüşmesi” iddiaları

2015 yazında Berlin’de dikkat çeken diplomatik trafik yeniden tartışılıyor. Kraliçe II. Elizabeth’in Almanya ziyaretiyle aynı günlerde eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Berlin’de gerçekleştirdiği temaslar, “gizli diplomasi” iddialarını yeniden gündeme taşıdı. Resmî olarak doğrulanmış bir ikili görüşme kaydı bulunmasa da, kulislerde konuşulan temaslar ve Steinmeier görüşmesi dönemin jeopolitik atmosferi açısından dikkat çekici bulunuyor.

2015’in görünmeyen diplomasi trafiği: Abdullah Gül, Berlin ve “Kraliçe görüşmesi” iddiaları
“Temsili görsel / AI illustration”
2015’in görünmeyen diplomasi trafiği: Abdullah Gül, Berlin ve “Kraliçe görüşmesi” iddiaları
2015’in görünmeyen diplomasi trafiği: Abdullah Gül, Berlin ve “Kraliçe görüşmesi” iddiaları

2015 yılı yalnızca Türkiye’nin iç politik kırılmalarıyla değil, aynı zamanda Avrupa’daki yoğun diplomatik trafik ve “gelecek senaryoları” tartışmalarıyla da dikkat çekiyordu. Bu dönemde eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Berlin temasları, Ankara’daki siyasi belirsizlikle birlikte uluslararası çevrelerde özel ilgi gördü.

11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 2015 yılında Berlin ziyareti kapsamında dönemin Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu ile birlikte UETD (bugünkü UİD) Berlin merkezini ziyaret ederek Türk diasporası temsilcileriyle bir araya geldi.Foto:Mustafa Ekşi

Özellikle Haziran 2015’te:
• Queen Elizabeth II’nin Berlin ziyareti
• Abdullah Gül’ün Berlin’de diplomatik temasları
• Eski dışişleri bakanları ağlarının toplantıları
• Transatlantik güvenlik forumları
• Almanya merkezli düşünce kuruluşlarının Türkiye oturumları

aynı haftalara denk geldi.

Bu çakışma, sonraki yıllarda çeşitli “arka diplomasi” ve “özel görüşme” iddialarını da beraberinde getirdi.

Kraliçe II. Elizabeth’in Berlin ziyareti neden önemliydi?

Queen Elizabeth II Germany Visit 2015, Almanya-Birleşik Krallık ilişkileri açısından sembolik olduğu kadar jeopolitik açıdan da önemliydi.

Kraliçe:
• Berlin
• Frankfurt
• Bergen-Belsen

gibi noktalarda resmi temaslarda bulundu.

Dönemin Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck ve Şansölye Angela Merkel ile yapılan görüşmelerde Avrupa güvenliği, Ukrayna krizi ve AB’nin geleceği öne çıkıyordu.

Ancak aynı dönemde Avrupa diplomasi çevrelerinin dikkatle izlediği başka bir ülke vardı: Türkiye.

Çünkü:
• 7 Haziran seçimleri yeni olmuştu
• Ankara’da hükümet kurulamamıştı
• Erdoğan-Gül hattındaki mesafe konuşuluyordu
• Batı başkentlerinde “AK Parti sonrası denge” analizleri yapılıyordu

Bu nedenle Abdullah Gül’ün Berlin’de bulunması diplomatik kulislerde dikkat çekti.

Abdullah Gül – Kraliçe görüşmesi gerçekten oldu mu?

Bugüne kadar kamuoyuna açıklanmış resmi bir kayıt, fotoğraf ya da protokol listesi bulunmuyor. Yani doğrudan:

“Abdullah Gül ile Kraliçe II. Elizabeth özel ikili görüşme yaptı”

iddiasını doğrulayan açık devlet arşivi mevcut değil.

Ancak burada dikkat çekici unsur şudur:

Abdullah Gül o dönemde hâlâ Avrupa diplomatik çevrelerinde çok güçlü ilişkilere sahipti. Özellikle:
• eski devlet başkanları ağları
• uluslararası düşünce kuruluşları
• eski dışişleri bakanları platformları
• transatlantik diplomasi çevreleri

içinde aktif şekilde yer alıyordu.

25 Haziran 2015’te Gül’ün Frank-Walter Steinmeier ile Berlin’de görüşmesi resmi kaynaklarda yer aldı. Bu temas, “nezaket ziyareti”nden daha stratejik yorumlandı.

Çünkü Avrupa’da o dönemde şu soru ciddi şekilde tartışılıyordu:

“Türkiye’de Erdoğan sonrası veya Erdoğan’a paralel alternatif muhafazakâr merkez olabilir mi?”

Bu noktada Abdullah Gül ismi Batı diplomasi çevrelerinde “ılımlı”, “öngörülebilir” ve “AB ile çalışabilir” figür olarak görülüyordu.

Londra-Berlin-Ankara hattındaki stratejik okuma

2015 yazında Avrupa elitleri açısından Türkiye artık yalnızca AB adayı bir ülke değildi.

Türkiye:
• Suriye savaşının merkezindeydi
• NATO’nun güney hattını tutuyordu
• mülteci krizinin ana geçiş kapısıydı
• Rusya ile Batı arasında kritik denge ülkesiydi

Dolayısıyla Berlin’deki diplomatik trafik yalnızca sembolik değildi.

Aynı dönemde:
• Chatham House çevreleri
• Alman Marshall Fund toplantıları
• Münih Güvenlik Konferansı bağlantılı ağlar
• eski dışişleri bakanları platformları

Türkiye’deki siyasi dönüşümü yakından analiz ediyordu.

Abdullah Gül’ün bu toplantılarda görünmesi, Ankara’daki güç dengelerinin Batı tarafından dikkatle izlendiğinin göstergesi olarak yorumlandı.

2015 sonrası yaşananlar iddiaları daha da büyüttü

Çünkü birkaç ay sonra:
• çözüm süreci çöktü
• Ankara Gar saldırısı yaşandı
• 1 Kasım seçimleri tekrarlandı
• Rus uçağı düşürüldü
• Türkiye-Rusya krizi başladı

Bu nedenle sonraki yıllarda bazı siyasi çevreler, 2015 yazındaki Berlin-Londra diplomasi trafiğini “gelecek senaryolarının konuşulduğu dönem” olarak yorumladı.

Ancak burada analitik ayrım önemli:

Ortada yoğun diplomatik temasların olduğuna dair güçlü veri vardır.
Fakat Abdullah Gül ile Kraliçe II. Elizabeth arasında özel siyasi içerikli gizli görüşme yapıldığına dair kamuya açık kesin kanıt bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, Abdullah Gül’ün 2015’te Avrupa diplomatik çevrelerinde hâlâ önemli bir aktör olarak görüldüğü açık biçimde anlaşılmaktadır.

2015 yazı, Türkiye açısından yalnızca iç politika krizi değil; aynı zamanda uluslararası sistemin Türkiye’deki güç dengelerini yeniden okumaya çalıştığı bir dönemdi.

Berlin’de aynı hafta içinde:
• Kraliçe II. Elizabeth’in ziyareti
• Abdullah Gül’ün diplomatik temasları
• eski dışişleri bakanları toplantıları
• Türkiye’de koalisyon krizinin derinleşmesi

aynı jeopolitik atmosfer içinde gerçekleşti.

Bugünden bakıldığında bu tablo, Avrupa’nın Türkiye’deki dönüşümü dikkatle izlediğini; Abdullah Gül’ün ise o dönemde uluslararası diplomatik çevrelerde hâlâ “alternatif denge figürü” olarak değerlendirildiğini göstermektedir.