Nereden Nereye: Tahran Fotoğrafından Küresel Fay Hatlarına

Tahran’da çekilen ve uzun süre diplomatik bir denge fotoğrafı olarak yorumlanan üçlü zirve karesi, aradan geçen sürede değişen küresel dengelerle birlikte bugün çok daha farklı anlamlar yüklenen sembolik bir belgeye dönüştü.

Nereden Nereye: Tahran Fotoğrafından Küresel Fay Hatlarına
Tahran’da 2022 yılında düzenlenen Astana Süreci Zirvesi kapsamında Türkiye, Rusya ve İran liderlerinin birlikte verdiği görüntüyü temsilen oluşturulmuş görsel. Fotoğraf, dönemin çok taraflı diplomasi anlayışını ve bölgesel güç dengelerini yansıtan sembolik bir kare olarak değerlendirilmektedir. Temsili foto

Uluslararası siyasette tek bir fotoğraf karesi, bazen yıllara yayılan diplomatik yönelimlerin özeti hâline gelir. 2022 yazında Tahran’da çekilen ve Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin ve Ebrahim Reisi’yi aynı karede buluşturan zirve fotoğrafı, tam da bu türden bir sembol üretmiştir. O gün “Astana süreci”nin olağan bir diplomatik görüntüsü olarak servis edilen kare, bugün geriye dönüp bakıldığında çok daha derin jeopolitik kırılmaların habercisi olarak okunmaktadır.

Tahran: Normalleşmiş Bir Üçlü Zirve

19 Temmuz 2022’de Tahran’da düzenlenen üçlü zirve, Suriye dosyası ve bölgesel güvenlik başlıkları etrafında şekillendi. Türk basını bu toplantıyı ağırlıklı olarak “çok taraflı diplomasi”, “denge siyaseti” ve “bölgesel istikrar arayışı” başlıklarıyla verdi. Fotoğraf kareleri, liderlerin yan yana durduğu, zaman zaman el sıkıştığı, diplomatik protokolün gereği olan pozlar olarak sunuldu. Ankara’nın mesajı açıktı: Türkiye, NATO üyesi olmakla birlikte, komşu coğrafyalarda diyalog kanallarını açık tutan bir aktör olmayı sürdürüyor.

Alman Basını: Fotoğrafa Yüklenen Anlam

Aynı kare Alman basınında ise farklı bir bağlama oturtuldu. Başta Der Spiegel, Die Zeit ve Bild olmak üzere birçok yayın organı, fotoğrafı NATO içi uyum, Rusya’nın Ukrayna savaşı ve Batı’nın yaptırım politikaları çerçevesinde ele aldı. Yorumlarda öne çıkan ortak nokta, Türkiye’nin Batı ittifakı içindeki konumunun sorgulanmasıydı. Berlin’deki siyasi çevreler, bu görüntüyü yalnızca bir zirve hatırası olarak değil, Ankara’nın çok yönlü dış politikasının görsel bir özeti olarak okudu.

Alman Dışişleri çevrelerinden yapılan açıklamalar da bu okumanın siyasal karşılığını oluşturdu. Fotoğraf, açıkça hedef alınmasa bile, “değerler ittifakı” ve “stratejik uyum” tartışmaları içinde bir referans noktası hâline getirildi.

Zaman Değişti, Fotoğrafın Anlamı Değişti

Aradan geçen sürede dünya siyaseti sert biçimde dönüştü. Ukrayna savaşı derinleşti, Orta Doğu’da İran merkezli krizler tırmandı, İsrail–Gazze hattı küresel dengeleri yeniden sarstı. Ebrahim Reisi’nin ölümü, İran’daki iç kırılganlıkları daha görünür kıldı. Putin, Batı ile açık bir cepheleşme içinde kalıcı bir konuma yerleşti. Erdoğan ise hem NATO içindeki rolü hem de arabuluculuk girişimleriyle daha karmaşık bir denge siyaseti yürütmek zorunda kaldı.

Bu noktada Tahran’daki fotoğraf, artık “olağan diplomasi”nin değil, çatışan bloklar arasında sıkışmış çok katmanlı bir dış politikanın arşiv belgesi olarak değerlendiriliyor.

Türk Medyasında Söylem Kayması

Türk basınında da zamanla söylem değişti. 2022’de “denge” vurgusu ön plandayken, sonraki yıllarda Batı ile ilişkiler, yaptırım baskıları ve güvenlik mimarisi daha açık biçimde tartışılmaya başlandı. Aynı fotoğraf, bu kez “Türkiye ne kadar bağımsız, ne kadar yalnız?” sorularının eşlik ettiği analizlerde yeniden dolaşıma girdi. Medya dili, haberden yoruma doğru kaydı; fotoğraf artık yalnızca bir kare değil, bir dönemin özeti olarak ele alındı.

Nereden Nereye?

Tahran’da çekilen o fotoğraf, bugün geriye dönüp bakıldığında şunu gösteriyor:

Uluslararası sistemde sabit pozisyonlar yok; yalnızca değişen bağlamlar ve yeniden anlam kazanan semboller var. Dün olağan görünen bir kare, bugün jeopolitik fay hatlarının görsel temsiline dönüşebiliyor. Medya ise bu dönüşümün hem aynası hem de hızlandırıcısı konumunda.

Sonuç olarak, “nereden nereye” sorusu yalnızca liderlere değil, küresel düzene yöneltilmiş bir sorudur. Cevabı ise hâlâ yazılmaktadır; her yeni krizle, her yeni manşetle ve her yeniden dolaşıma giren fotoğraf karesiyle.