NE CAN NEDE CANAN - ŞİMDİ ÖNCE VATAN

Türkiye AK Parti ile birlikte cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar uzun bir tek parti iktidarı dönemi geçirdi ve çok uzun süre istikrarı elden bırakmadı.

NE CAN NEDE CANAN - ŞİMDİ ÖNCE VATAN
NE CAN NEDE CANAN - ŞİMDİ ÖNCE VATAN- İbrahim Halil İzmitli

NE CAN NEDE CANAN - ŞİMDİ ÖNCE VATAN

Türkiye AK Parti ile birlikte cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar uzun bir tek parti iktidarı dönemi geçirdi ve çok uzun süre istikrarı elden bırakmadı. Bu istikrarlı duruş başta sayın cumhurbaşkanı olmak üzere Erdoğan ile Ak Parti kurmaylarının izlediği kararlı ve tavizsiz politikalar sonucucu gerçekleşti. Ak Partinin 2001 yılında kurulmasıyla birlikte geliştirdiği söylem Türk halkının özlemini duyduğu ve neredeyse arzudan öteye geçmeyen söylemlerdi. Fakat Ak Parti o dönemin siyasi partilerine istinaden Türk halkına inandırıcı ve samimi gelmişti. Şeffaf siyaset, yolsuzluk ve yoksullukla mücadele, halkın üstünlüğü, yeter söz milletindir ve belkide en can alıcı söylem ise „Biz size efendi değil hizmetkâr olmaya geldik”  olmuştu. Bu söylem Türk halkının en çok özlemini çektiği ve muzdarip olduğu mesele idi. Seçilenler seçenlere efendilik taslıyor, tepeden bakıyor, hor görüyor, uzak duruyor, ciddiye almıyor ve en önemlisi de dinlemiyordu. Ak Partinin işte tam da bu hususlarda bir siyasi söylem geliştirmesi ve bu söylemlerdeki samimiyetinin  seçmenlerde karşılık bulması Ak Partiyi daha girdiği ilk seçimde tek başına iktidara taşıdı. 

Ak Partinin iktidara gelmesinin ardından girdiği tüm seçimlerden yine birinci parti olarak çıkması bu duruşundan asla taviz vermemesine dayanıyordu. Kasım 2002 genel seçiminde Türk halkının iktidara taşıdığı Ak Parti haziran 2011 genel seçimlerine kadar aynı istikrarlı duruşu sayesinde tek başına hükumeti kuracak çoğunluğa ulaşarak her seçimden birinci parti olarak çıktı, ta ki 2015 genel seçimine kadar. 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde AK Parti hiç olmadığı kadar düşük oy alarak hükumeti tek başına kurma sayısına ulaşamadı. Burada seçmen Ak Partiye bir mesaj vermişti ve bu mesajın çok iyi okunması gerekiyordu. 

Ak Partili kurmaylar, il ve ilçe temsilcileri Ak Partinin temel ilkelerinden uzaklaşmış, uzun süreli tek başına iktidarda olmanın rehavetine kapılmış, büyüyen ve kalkınan Türkiye’nin büyüyen ekonomisinin sonucunda insanların ceplerine daha fazla paranın girmesinin yanı sıra  birçok ihale ile zenginleşenler sonrasında Ak Partili kurmaylar ve Ak Partiyi illerde temsil edenler giderek halktan uzaklaşmışlarıdır. Samimi insanlar gitmiş yenine menfaat kovalayan iktidarın gücünden çıkar saylamaya çalışan neydü belirsiz kişiler türemiş ve Ak Parti adına ortalıkta cirit atmaya başladılar. Maalesef ortalık kraldan fazla kralcılarda dolup taştı. Her ne Kadar Bülent Arınç’ın yaptıklarını asla tasvip etmesem de şu sözü hiç aklımdan çıkmıyor: “Ak Partinin içi neydü belirsiz yeni yetmelerde doldu ve bunların ne olduğu dahi belli değil”. Arınç tüm yanlışlarına rağmen doğru bir tespit yapmıştı. Cumhurbaşkanının etrafı neydü belirsiz kişiler tarafından sarılmış kimse yanaştırılmıyor, görüştürülmüyor ve halkla arasına mesafe koyduruluyordu. Tam da bu sebepten Cumhurbaşkanı Erdoğan 2015 seçimleri sonrası tekrar Ak Partinin başına geçme ve durumu ele alma kararı almıştı. Ak Partiye gönül vermiş samimi insanların umudu yeniden yeşermişti. Öyle ya Reis tekrar dümeni ele alacaktı. Bunun diğer bir anlamı ise artık hiç kimse Ak Parti adına racon kesemeyecek, hava atamayacak, tehditler savuramayacaktı. 

Maalesef birkaç aksiyon haricinde yine beklenen olmadı. Partiden tasfiye edilenlerden bir çoğu Cumhurbaşkanının etrafındaki kötü niyetli ve Cumhurbaşkanını yanlış yönlendiren yakın ekibinin işaret ettiği ve Parti adına rant sağlayanların ayağına dolananlar olmuş ve racon kesenler, halka tepeden bakanlar, kendi cebine çalışanlar yine yerlerini muhafaza etmişlerdi. İşin en önemli kısmı ise tüm bu olup biteni Ak Parti seçmenlerinin görüyor olmasıydı. Açıkça ifade etmeliyim ki sayın Cumhurbaşkanı partinin başına geçerken söz verdiği parti içindeki temizliği hakkıyla yapamadı. Yolsuzlukla mücadelede  son 5 yılda Ak Parti sınıfta kaldı. (Sayın Cumhurbaşkanını tüm bu tespitlerden tenzih ederim.) Yukarıda da ifade ettiğim gibi bu ahlaksızlıkları yapanlar kraldan fazla kralcılardır. Peki Cumhurbaşkanının hiç mi hatası yoktu tüm bu gelişmelerde? Dümenin başında Cumhurbaşkanı varsa ve yine bazı şeyler yanlış gidiyorsa elbette hatası da vardır. Cumhurbaşkanı etrafını saran çakalları görmesi gerekir ve bir an önce yanından uzaklaştırması gerekirken bunları görememesi en büyük hatasıdır. 

Ayrıca Cumhurbaşkanı racon keseni yakarım, halka tepeden bakanı partimde barındırmam dedikten sonraki gelişmelere bir göz atalım: Bu sözlemlerin ardından tekrar umutlanan AK Parti seçmeninin karşılaştıkları tam anlamıyla hayal kırıklığı oldu. Gurur ve kibir abidesi kişilerin bakan yapılması, konuşurken kibirden insanların yüzüne dahi bakmayanların parti sözcüsü yapılması, yolsuzlukları köy kahvelerindeki muhabbetlere kadar varmış kişilerin milletvekili, belediye başkanı veya partide önemli makamlara getirilmesi, halktan kopuk ve çakma monşerlerin il başkanlıklarına getirilmesi, Fetö ile mücadele üzerine bir siyaset kurarken diğer yandan fetö bağlantılı kişilerin Büyükelçi, belediye başkanı ve milletvekili yapılması, Ak Partililerin hiç kabullenemediği ve samimi bulmadığı ayrıca parti içindeki huzursuzluğun baş mimarisi olarak dillere düşmüş damada birileri üzülmesin diye ülkenin kasasının emanet edilmesi seçmenler tarafından fark edilmiyor sanılırsa işte 31 Mart sonucu da kaçınılmaz olur.  Hatalar sadece bu kadarla sınırlı da değil bu örnekler çoğaltıla bilinir fakat şahıslardan ziyade asıl meselenin anlaşılması gerekir. Mesele Vatan ise gerisi teferruattır. Mesele Vatan ise gerektiğinde Vatanın bekası ve menfaati için yardan, dosttan ve hatta candan da vaz geçebilmek gerekmektedir. Bu bağlamda;

Soru 1: Ankara adayı sayın Mehmet Özhaseki’yi Ankaralı Ak Parti seçmeni kabullenmiş miydi ki aday yapıldı? Kendi memleketi Kayseri’de adı Fetö ile birlikte anılan ve Kayserili AK Parti seçmeninde karşılığı olmayan Özhaseki hangi akla hizmet Ankara gibi en önemli ilden aday yapıldı?   
Soru 2: İstanbul için aday belirleme sürecinde Berat Albayrak’ın tutumu neydi? Berak Albayrak’ın ısrarıyla içeride büyük kavgalar sonucu  İstanbul İl Başkanı yapılan Bayram Şenocak Sayın Binali Yıldırım’ın adaylığının açıklanması sonrası seçim çalışmalarına ne kadar katkı sağlamıştır? Katkı sağlamadıysa kimin talimatıyla katkı sağlamamıştır?  (İstanbul’un kaybedilmesinin müsebbibi olarak ekseriyetle İstanbullu AK Partililer tarafından  Berat Albayrak’ın işaret edilmektedir)

Sayın Cumhurbaşkanı tüm bunların bilinmediği düşünüyor mu bilemem fakat emin olun çok daha fazlası seçmenler tarafından biliniyor. (Berat Albayrak’ın Binali Yıldırım’ın  Başbakanken kendisiyle, Süleyman Soylu ile, Numan Kurtulmuş ve birçok bakanın yanı sıra Partinin idarecileri ile sürtüşmeleri dillerde dolaşmakta). Hiçbir şey gizli kalmıyor. Bu meyanda 31 Mart yerel seçimleri Ak Parti seçmeni tarafından sadece bir uyarı idi. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan şayet kangren olmuş azayı tespit edip kesip atmazsa bu kangren bütün vücudu saracaktır. Şayet partinin başına geçtiğinizde kibirli, halka tepeden bakan, racon kesen, ortalığı karıştıran hiç kimse bu partide barınamaz der ardından da bu özellikteki kişileri önemli makamlara getirirseniz bu samimi olmaz ve seçmen bunun bedelini sandıkta çok ayır ödetir.  Dost acı söyler ama yapılacaklar bellidir: 

1-    FETÖ ile mücadele bu güne kadar olduğu gibi samimiyetsiz değil samimi ve kararlılıkla sürdürülmelidir ve öncelikle AK Partinin içinden başlanılmalıdır. 
2-    Ak Partiye yakışmayan gururlu ve halkı küçük gören monşerler (bu en yakınımız dahi olsa) en tepeden en aşağıya kadar ivedilikle partiden uzaklaştırılmalı.
3-    Cumhurbaşkanın etrafını sarmış olan çıkarcı ve kişisel hırsları için çalışan, buna engel olmaya çalışanları bir bir tasfiye ettiren ve Cumhurbaşkanını yanlış yönlendiren herkes tasfiye edilmeli.
4-    Ak Parti yönetici kadrosu ve taşra teşkilatları önce vatan diyen samimi insanlarla yeniden oluşturulmalı. 
5-    Ak Parti içinde bakanlığını, milletvekilliğini, belediye başkanlığını, parti yönetici kimliğini kullanarak takipçiliğe soyunan ve bundan ciddi rant sağlayanlar hemen yarın parti ile ilişiği kesilmeli ve ifşa edilmeli. 
6-    Ak Partinin yeniden halka değer veren sözde değil özde halkla kucaklaşan halka efendi değil hizmetkar olan samimi duruşuna yani özüne dönmesi gerekir. 
7-    Sayın Cumhurbaşkanı yeniden yumuşak ve halkın tüm kesimini kucaklayan söyleme geri dönmeli. Bunun için gerekirse metin yazarlarını değiştirmekten geri durmamalıdır.
8-    Yolsuzlukla mücadele 2002 – 2011 yılları arasında olduğu gibi hassasiyetle yürütülmeli ve arkasından kim çıkarsa çıksın mücadele edilmeli. 


31 Mart seçimlerinin sonucunun sebebi tüm bu hususların hasıraltı edilmesinin sonucudur. Hasırın altı artık dolmuş ve taşmaktadır. Bu temizliği yapacak ve Türkiye’yi tekrar huzurlu, refah seviyesi yüksek ve güvenli ülke seviyesine taşıyacak olan yegane kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Bunun için kararlı ve istikrarlı duruş şarttır ve sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’da mevcuttur. Aksi taktirde 2023, 2053 ve 2071 planları söylemden öteye geçmez ve millet bunu asla affetmez. Artık Efendilik bir kenara bırakılmalı ve tekrar hizmetkâr  olunmalıdır. 

Kalın sağlıcakla.


İbrahim Halil İzmitli