Bir Dakikalık Filmlerle İnsan Hakları İçin Yarıştılar

Fransa'nın başkenti Paris, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 70'inci yıldönümünü kutlamak için Birleşmiş Milletler, YouTube ve Avrupa Birliği ortaklığında düzenlenen 14’üncü Mobil Film Festivali'ne ev sahipliği yaptı.

Bir Dakikalık Filmlerle İnsan Hakları İçin Yarıştılar

PARİS — 

Fransa'nın başkenti Paris, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 70'inci yıldönümünü kutlamak için Birleşmiş Milletler, YouTube ve Avrupa Birliği ortaklığında düzenlenen 14’üncü Mobil Film Festivali'ne ev sahipliği yaptı.

‘’İnsan hakları için ayağa kalk’’ temalı festivalin konsepti de özgündü. "1 Cep telefonu - 1 Dakika - 1 Film". Cep telefonu ile çekilen 1'er dakikalık filmler yarıştı.

Yarışmaya, 81 ülkeden 715 film başvuru yaptı. Bunların arasından elenen 19 farklı ülkeden 51 eser finale kaldı. Seçilen filmler arasında, Suriyeli göçmenler sorununu anlatan "Nefes" ve kadına şiddet konusunu işleyen "Kaşık" adında 2 Türk filmi de vardı.

Finale kalmayı başaran Neslihan-Aydoğan Rayman çifti, "Kaşık" adlı eserlerinde kadına şiddet konusunu işliyor. VOA Türkçe'ye konuşan Rayman çifti, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nin sponsor olduğu dünya çapında bir festivalde finale kalmaktan dolayı mutlu olduklarını dile getiriyor. "Bir dakikada nasıl kadına şiddet gibi geniş bir konuyu işleyecekleri" sorusu üzerinde uzun süre düşündükten sonra, Anadolu'da kullanılan "pilava saplanan kaşık" geleneğinden yola çıkmayı planlamışlar.

Aydoğan ve Neslihan Rayman "Çıkış noktamız pilava saplanan kaşık ama aslında bir kurtuluş öyküsü var. Film festivalinin teması ' insanlık için ayağa kalk' olunca, kadına yönelik şidet konusunda bir film hazırlayarak farklılık yaratmak istedik. Ve eğer bu farklılığı yaratabilirsek, bizim için en önemlisi bu. Bu festivale finale kadar gelebilmek de bizim için çok mutluluk verici" dedi.

Finale kalan ikinci film olan Nefes filmi ise Suriyeli göçmenlere farklı bir bakış açısı getiriyor ve göçmen olmanın kaybettirdiklerini bir dakika gibi kısa sürede anlatan güçlü bir mesaj veriyor.

Filmin yönetmeni, Mehmet Can Mıcık, nefesi tıkanan bir kişiyi, sokakta kağıt toplayan ama aslında Suriyeli bir doktor olan göçmenin kurtarmasını anlatıyor. Mıcık, "Bu senaryoyu hazırlarken Sinop'ta gerçekleşen bir olaya ait Mobese görüntülerinden etkilendim. Bu olaydan yola çıkarak bir film yapmak istiyorduk" dedi.

Olaya göçmen boyutunu ise filmin yapımcısı Derya Sezgin eklemiş. Sezgin de VOA Türkçe'ye "Çok uzun süre Suriyeliler'e yardım etmek için kamplarda çalışan arkadaşlarla bir şeyler yapmaya çalıştık. Onlara karşı alınan tavır o kadar başka ki, o kadar ötekileştiriliyorlar ki, doktorken, sokakta kağıt toplar duruma düşebiliyorlar göçmenler. Bu sokakta yaşamaya kadar gidiyor. Can'ın fikri ve benim bu gözlemleri birleştirerek, dikkat çekmeye çalıştık. Buraya kadar gelebildiğimize göre, dikkat çekmeyi de başardık. Bu yüzden çok mutlu ve gururluyuz" diye konuştu.

AB ve BM'den destek

Festivalin amacı toplumsal sorunlara ilişkin, kısa ama çarpıcı mesajlar vermek, genç, yetenekli yönetmenleri keşfetmek, onlara görünürlük sağlamak ve onları ekonomik olarak desteklemek. Festivalde dağıtılan ödüllerin toplamı 66 bin Euro'yu buluyor.

Festivali destekleyen Birleşmiş Milletler adına, İnsan Hakları eski Yüksek Komiseri Mary Robinson 'onursal başkan' olarak katıldı. Avrupa Birliği adına konuşan, ilk insan hakları Özel Temsilcisi Yunanlı politikacı Stavros Lambrinidis de, insan hakları savunucularının yalnız olmadığını, AB'nin onları her zaman destekleyeceğini söyledi.

Lambrinidis, "Bu odadaki genç yönetmenler burada tutku ile gerçekleştirdikleri filmlerle, hiçbir politikacının veremeyeceği kadar güçlü mesajlar veriyor. Milyonlarca insana ulaşacaksınız eminim. 19 milyonu aştı şimdiden. Daha da fazla izleyiciye ulaşacaksınız. Sadece kafaları değil, yürekleri değiştiriyorsunuz. Şiddeti anlatıyorsunuz ama aynı zamanda umut veriyorsunuz. Ve bunun için hepinize teşekkür ederim" diye konuştu.

9 filme ödül

Paris'te düzenlenen törende, kadın hakları, göçmen krizi, çocuk hakları ve LGBT hakları temalarını işleyen 9 film ödüle layık görüldü. Her biri birer dakika ama her biri insanların bilinçlerine sesleniyor, yaşananları sorguluyor, kışkırtıyor, hatta rahatsız ediyor. Sinema kalitesi de içeren ve çağrıştırıcı gücü olan bu filmlere kayıtsız kalmak imkansız.

Festivalde en büyük ödül olan, Uluslararası Büyük Ödül’ü Müslüman bir ülkede lezbiyen olmanın güçlüğünü anlatan Endonezyalı yönetmen Barry Putra'nın "Anissa" adlı filmi aldı. Avrupa Büyük Ödülü'nü yoksulluk içinde kadınlığa adım atan bir genç kızın dramını anlatan Macar yönetmen Balint Klopfstein-Laszlo'nun ‘’Adet’’ filmi, Fransa Büyük Ödülü'nü ise çocuk haklarını işleyen Fransız yönetmenler Gohu ve Merick'in "Korkmuyorum" filmi aldı. Üç filme 20'şer bin Euro da para ödülü verildi.

En iyi senaryo ödülüne İranlı yönetmen Fatemeh Saeedi'nin çocuk yaşta evliliği çarpıcı bir senaryoyla işleyen "Maiden 1", en iyi yönetmen ödülüne İranlı yönetmen Hamidzak'ın çocuk yaşta evlilik ve aile içi şiddeti işleyen "Sus" adlı filmi, sempati ödülüne de 9 yaşında tecavüze uğrayan Afrikalı bir kadını anlatan Fransız yönetmen Matteo Dugast'ın "9 yaşındaydım" adlı filmi layık görüldü. İki İranlı yönetmen 3'er bin Euro para ödülü aldı.

Yarışmada en iyi kadın oyuncu ödülünü sokakta kadına tacizi konu alan "Belki Yarın" adlı filmdeki rolüyle Fransız oyuncu Vanille Barres, en iyi erkek oyuncu ödülünü, "Mira" adlı filmde başarılı olmak için Avrupa'ya göç eden Afrikalı bir genci oynayan Miraculeux Walito kazandı. Seyirci ödülünü ise Fransız yönetmen Brice Veneziano'nun Çeçenya'da ağır işkenceye uğrayan eşcinsellerin dramını anlattığı "Öldüren Sessizlik" adlı filmi aldı.

İnternet üzerinden gösterime açılan filmleri izleme sayısı 20 milyonu aştı.