FETÖ ile mücadelede anlayamadıklarım

FETÖ ile mücadelede anlayamadıklarım
FETÖ ile mücadelede anlayamadıklarım

MEDYABERLİN -“Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile mücadele ediyoruz” diyerek çıkılan yolda, FETÖ’cülerin kurdukları tuzaklara düşenleri gördükçe irkiliyorum. Daha geçen hafta Yargıtay Başkanı Sayın Cirit, “Bildiğimiz arkadaşlarımıza itiraf adı altında iftira atıyorlar” diye dikkat çekme ihtiyacı hissetti. Kızılay’ın başına gelense evlere şenlik!

Kızılay Başkanı Kerem Kınık sosyal medya hesabından olup biteni anlattı. FETÖ’nün daha önce başka başka hayır kurumlarına kurduğu tuzaklar gibi (Örneğin Deniz Feneri kumpası) bir tuzağı bu kez Kızılay’a kurduğu ortaya çıktı.

Kızılay’a kayyum atandı kurulan FETÖ tuzağı ile…

Bitti mi? Yok! Biter mi hiç?

FETÖ’cülerin 15 Temmuz 2016’daki darbe ve iç işgal girişiminden sonraki süreçte tespit edilebilen mal varlıklarına el koyuldu. Bazı şirketler Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildi.

Peki ne oldu biliyor musunuz?

Özellikle Ege’deki bazı FETÖ’cü şirketler mahkeme kararıyla iade edildi!

FETÖ’nün örgütlendiği en önemli kurumların başında Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) geliyorsa diğerleri Yargı ve Milli Eğitim.

TSK’daki FETÖ’cülerin elinde silah var ve 15 Temmuz’da darbeye kalkıştılar. Milli Eğitim’dekiler her alana insan kaynağı yetiştirdiler.

Yargıdakiler 17/25 Aralık’ta darbeye kalkıştılar. 7 Şubat MİT krizinde MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı ifadeye çağırdılar.

KCK soruşturmalarıyla, iç barışı tehdide yöneldiler.

Bitti mi? Yok! Biter mi hiç?

FETÖ DÜN ERGENEKON TORBASINA NE BULDUYSA DOLDURMADI MI?

Ergenekon soruşturmasının içine herkesi ve her şeyi boca edip ifsat etmişlerdi. İlgili ilgisiz her ismi soruşturmaya bulaştırmışlardı. Gizli tanık ve üretilmiş sahte delillerle yargılama yapmışlardı!

Yakın geçmişte FETÖ’cülerin yaptıklarını hatırlayınca bugünlerde bazı “kripto”ların aslına rücu ettiğine şahit oluyoruz!

Daha açık yazayım. TMSF’ye devredilen fabrika ve işyerleri, mahkeme kararlarıyla FETÖ’cülere nasıl iade edildi, biri bize izah etsin.

Kızılay’daki FETÖ’cülerle mücadele için alınan idari kararlar üzerinden oluşturulan bir mahkeme süreci neticesinde nasıl olur da kayyum atanması kararı verilir?

İtirafçı kisvesi altında (ki biz bunlara poker suratlı diyoruz) Yargıtay’daki “duruşu ve geçmişi bilinen” birtakım isimler nasıl FETÖ’cülükle irtibatlandırılabilir?

Şöyle oluyor sanırım. FETÖ’cüler, davalar boşa çıksın ya da ifsat olsun diye ilgili ilgisiz birçok ismi bu meseleye eklemlendiriyor.

Yakın geçmişte Ergenekon davasında yaptıkları gibi.

Bir de Sözcü gazetesi yazarları meselesi var ki sormayın.

32 yıldır gazetecilik yapıyorum. Ve bu sürenin neredeyse tamamına yakını Uğur Dündar gibi Emin Çölaşan gibi, Necati Doğru gibi gazetecilerin “yalan, iftira” dolu haber ve yorumlarıyla provokatif tutumlarını eleştirmekle geçti.

İsmini saydığım gazetecilerin ne iş tutuş biçimlerini, ne savundukları fikirleri beğenirim. Hatta meşru yoldan onlarla mücadeleyi seçmiş biriyim.

Yine bu isimlerin, milletimizin değerleriyle kim mücadele ediyorsa, din ile diyanet ile kim uğraşıyorsa onlarla kol kola girebileceğine inanıyorum.

Şeytanla bile kol kola girebilirler.

Ama bu isimlerin FETÖ’cü olduğuna kimseyi inandıramazsınız! FETÖ ile kol kola girdiklerini söylemek başka, FETÖ’cü olduklarını söylemek başka.

Fakat oldu! Emin Çölaşan FETÖ’den yargılanacak, iyi mi? Ha tamam. “Örgüte üye olmamakla birlikte” ifadesi var. Yani “düşmanımın düşmanı dostumdur” düşüncesi ile hareket ettiklerini söylüyor iddianame. Yine de FETÖ davalarına gölge düşürecek bir süreç bu.

Yakın geçmişte Ergenekon torbası içine ne buldularsa atanlar, bu kez FETÖ torbasına ne bulurlarsa atıyorlar hissi uyanıyor insanda.

FETÖ, yargı eliyle tasfiye edilecekti! Lakin son dönemde olup bitenler yargının bu konuda ya kafasının karışık olduğunu ya da “kripto” birilerinin bu meseleleri ifsat ettiğini gösteriyor.

Mücadelede uzun soluklu olanlar kazanır!

Bir de meşru zeminde kalanlar…

Hadi bir deneyelim bu mücadelede kimin nefesi nereye kadar yetiyor ve meşru zeminden kim kalıyor?

Kaynak:Yeni Şafak