Günah Keçisi mi yeni Muhammed Ali mi?


Bu makale 2018-07-24 13:51:13 eklenmiş ve 2028 kez görüntülenmiştir.
İbrahim Halil İzmitli

2018 Dünya kupasında tabiri caiz ise dökülen bir Alman Milli takımında iyi oyunu ve mücadelesi ile öne çıkan bir futbolcu vardı. Güney Korey’e karşı ikili mücadelelerin %65’ini kazanarak bir orta saha oyuncusu için çok iyi sayılacak bir istatistik elde etmişti. Aynı müsabakada 110 topla oynama ile takım arkadaşı Marco Reus’u ikiye katlamış ve %86’lık isabetli pas oranı ile kuşkusuz takımın en iyi oyuncusu oldu. Tüm bunların yanı sıra gol tehlikesi yaratan 7 gol pası ile de Mesut yine takımın en öne çıkan oyuncusu oldu. Rusya’daki tüm dünya kupası süresinde başka hiçbir futbolcu bir müsabakada bu kadar gollük pas atamadı. Futbol dergisi “11 Freunde”nin Genel Yayın Yönetmeni Phillip Köster bir internet sitesine yaptığı açıklamada “Mesut’un muhteşem performansı elbette çeyrek final için yeterli olmadı fakat bazı gazetelerin redaktörleri şayet göz ucuyla dahi maç istatistiklerine bakmış olsalardı bu kadar insafsızca ve acımasızca bir oyuncunun üzerine gitmez ve mağlubiyetin ana sebebi olarak göstermezlerdi” ifadelerini kullandı. Mesut Özil’i ben ilk tanıdığımda 13 yaşındaydı. Etrafa saçtığı gülücükler ve sempatik tavırları ile kendini çabuk sevdiriyordu. O dönem kayınbiraderim Tezcan Karabulut ile 6 yıldır aynı takımda oynuyor ve boş zamanlarını sürekli birlikte geçiriyorlardı. Dolayısıyla çocukluk sürecinden genç takıma oradan Profesyonel yaşamına kadar geçirdiği sürece ve karşılaştığı zorluklara ve ayrımcılıklara şahit olmuş biriyim. Elbette burada Alman Milli takım tercihini, Fatih Terim faktörünü, Beşiktaş ve Galatasaray gibi her ayrıntıya değinecek değilim fakat şu hususu özellikle vurgulamak isterim. Mesut gençlik yıllarından profesyonel yaşamına kadar geçen sürekte gerçekten Almanlara kendini kabullendirmek için çok ama çok çaba sarf etti. Gelinen noktada bir kez daha görülmüştür ki Almanya’nın değerlerine, çıkarlarına ve menfaatlerine ters hareket etmediğin müddetçe sana tahammül ederler fakat aksi durumda seni ellerindeki tüm güç kaynakları ile yok etmeye çalışırlar. Şayet Almanya’da Türkiye kökenli bir futbolcuysanız, öğrenciyseniz, çalışansanız, Akademisyenseniz vs. Almanlardan en az 3 kat fazla çalışmanız gerekir aksi taktirde tercih edilen her zaman Almanlar olacaktır. Bu durum Mesut için de geçerli. Alman toplumu içerinde varoluş mücadelesi vermenin ne demek olduğunu yine en iyi Almanya’ya aidiyetlerini ispatlamış fakat yine de dışlanmaktan kurtulamamış olan Türk toplumu bunu en iyi bilen toplumdur. 2010 Dünya kupasında Gana’ya karşı attığı bir golle Almanya’yı çeyrek finale taşıyan futbolcunun Mesut olduğunu bugünü Almanya’sında kim dikkate alıyor? Mesut’un kaydetmiş olduğu teknik olarak bir ders niteliğindeki ve Almanları havalara zıplatan o gol maalesef unutuldu. Peki bunda Alman medyasının etkisi ne olmuştur? Elbette yine aynı başlıklar ve aynı taktik. Bir günah keçisi ile dikkatler başka yöne çekilecek ve bu olumsuzluktan da Almanya ve Alman siyasetine çıkar sağlanmalıydı. Öylede oldu. Almanya’nın dünya kupasından elenmesinin ardından “Die Welt” gazetesi yayınladığı bir istatistik ile Alman milli takımının ne kadar kötü bir oyun ortaya koyduğunu yazarken bunu Mesut’un bir resmi eşliğinde okuyucularına sundu. “FAZ” gazetesi de “Almanya’nın batışı” başlığı ile verdiği manşette yine sadece Mesut Özil’in resmini kullandı. Mesut Özil’in soyunma odasına giderken tribünden bir taraftarın kendisine küfretmesi sonrası yaşanan gerginlik için ise “Bild” gazetesi attığı başlıkta yine Mesut’un resmi eşliğinde “Özil 2 kere şiddet onun haricinde sıfır” yazarak mağlubiyetin faturasını Mesut’a çıkarmıştır. O hafta istisnasız tüm alman medyasında Mesut’a yönelik benzer dezenformasyonlar yapılmıştır. hemen her gazetede, televizyon kanallarında, radyoda, sosyal medyada mağlubiyetlerin faturası Mesut’a çıkarılmış Alman milli takımının başarısızlığına yönelik yapılan haberlerin neredeyse tamamında Mesut’un resmi kullanılmıştır. Bunun ne anlama geldiğini bilmek için iletişimci olmaya gerek yok. Burada Mesut Özil açık ve net olarak hedef gösterilmiştir. Peki ne olmuştu da bir önceki Dünya Kupasında şampiyonluk kazanan ve omuzlarda taşınan Mesut Özil bu yılki Dünya kupasının mağlubiyetinin müsebbibi olmuştu. Bunu uzun uzadıya analiz etmeye hiç gerek yok sebep açık ve net. Kendimize şu soruyu soralım. Mesut Özil şayet Dünya Kupası öncesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelmemiş olsaydı ve dünya kupasında göstermiş olduğu performansın aynısını göstermiş olsaydı acaba bu kadar eleştiril miydi. Cevabı da ben vermiş olayım elbette hayır. Hepimiz gayet iyi biliyoruz ki Mesut Özil’e bu kadar yüklenilmesinin kendisi hakkında elbirliği ile medya, siyaset, sanat, politika ve toplumun her katmanlarında algı operasyonu yapılmasının tek sebebi Almanların hoşlanmadığı bir kişi ile bir araya gelmesi ve resim çektirmesidir. Oysaki Mesut bugüne dek cumhurbaşkanı Erdoğan ile tam altı kez bir araya gelmiş ve yine fotoğraf çektirmiştir. Tabii ki yine yukarıda zikretmiş olduğum toplumun katmanları ve medya bundan öncekileri görmezden geliyor bunun sebebi ise o dönemlerde alman Siyaseti Sayın Erdoğan’a karşı Bir tavır içerisinde değildi. Demek ki bir davranışın etik olup olmaması evrensel etik kuralları çerçevesinde değil de alman devleti ve siyasetinin çıkarları doğrultusunda değerlendiriliyor muş. sürekli ifade özgürlüğü noktasında bize ders vermeye çalışanların kendi gibi düşünmeyenlere yönelik ne gibi baskı ve olumsuz algı oluşturduklarını bir kez daha açık bir şekilde görmüş olduk. tüm bu süreçte Mesut’un Türkiye’deki seçimlere yönelik bir seçim kampanyasına Alet olmadığını ve böyle bir niyetinin dahi olmadığını açıklamasına rağmen, yok senin Erdoğan’ın seçim kampanyasına destek verdin suçlaması ile nasıl dünya yıldızı bir futbolcunun itibarsızlaştırılmaya çalışıldığına üzülerek şahit olduk. Bu süreçte en ilginç olan husus Bayern Münih takımının Başkanı Uli Höneß gibi vergi kaçakçılığından hüküm yemiş hırsız birinin kalkıp Mesut Özil hakkında hüküm ve ahlak dersi vermesi olmuştur. Hadi diyelim ki bu adam yüzsüz ve bu hadsizliği yaptı peki onun sözlerini manşete taşıyan ve adam yerine koyan Alman basınına ne demeli! Öte yandan Almanların efsane futbolcusu Lothar Matthäus Brüksel’de Almanların yine Erdoğan gibi diktatör olarak yansıttığı Wladimir Putin ile bir araya gelerek resim çektirmesine ne hikmetse Almanlardan hiçbir tepkinin gelmemesi Mesut’un ırkçılık suçlamasını doğrulamaktadır. Öyle ya medem ki üst düzey sporcular örnek kişilerdir ve her türlü davranışları ile örnek teşkil etmeleri gerekir o vakit Matthäus`un da Mesut’la aynı kaderi paylaşması gerekmez mı? Uzun lafın kısası mesele ne Mesut Özil’in performansı nede Mesut’un söylemleri. Meselenin özü yine Almanların Recep Tayyip Erdoğan fobisi. Ve maalesef bu sefer de Recep Tayyip Erdoğan’a zarar vermek için dünyaca ünlü futbolcularını feda ettiler. yazımın başında da dedim ya mesele Almanya’nın çıkarları olduğu zaman geri kalan her şey teferruat ve her şey mubah. Bu durumdan günümüzde Almanlardan fazla Almancılık yapan siyasetçiler, sanatçılar, gazeteciler, akademisyenler ve sporcular örnek olması gerekir. Mesele Almanya’nın ulusal çıkarları olduğunda her birinin başına göz açıp kapayıncaya kadar bir Mesut Özil’in başına gelenler gelecektir. Heee onlar Mesut gibi dik bir duruş sergilelerler mi? İşte orası muamma.
Diğer yazıları...
Android apk indir

Yazarlar

Döviz Kurları

  ALIS SATIS
$ USD 6.2671 6.2784
€ EURO 7.3794 7.3927
Arşiv Arama
- -
Medya.Berlin | Haber, Gündem, Video-Röportaj, Spor
© Copyright 2018 Medya.Berlin. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Spor Haberleri
Futbol Haberleri
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
AKP Haberleri
MHP Haberleri
CHP Haberleri
Genel Siyaset
ÖNEMLİ
Dışişleri Bakanlığı
Berlin Basin Müşavirliği
Berlin Büyükelçiliği
A.Ö.L.
DÜNYA
Almanya Gündem
Berlin Gündem
Avrupa Gündem
Türkiye Gündem