İki yüzlü Avrupa


Bu makale 2017-05-03 22:34:38 eklenmiş ve 999 kez görüntülenmiştir.
Koray Erdemli

 

AKPM (Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi) Genel Kurulu'nda Türkiye'yi siyasi denetim süreci altına alma kararını şiddetle kınıyorum. Türkiye'nin eleştirildiği raporda, demokratik kurumların işleyişinin bozulduğu iddia ediliyor. Ey Avrupa size benden bir tavsiye... Türkiye'ye karşı bir takım planları olanlarla Türkiye iyi geçinemez.

1949'ta - Türkiye AKPM'ye kurucu üye olarak dahil oldu. Bu tarih üzerinden bir varsayım yapacak olursak aradan tam 68 yıl geçmiş. Dile kolay! Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 1990'dan itibaren uygulanan "denetim süreci"ne Türkiye 1996'da dahil oldu. 8 yıl sonra 2004'te süreçten çıkarıldı ve "izleme süreci"ne dahil edildi. AKPM'de oylamayla 13 yıl sonra Türkiye tekrar "denetim süreci"ne alındı. AİHS üye ülkelerde demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi temel değerlerini tesis etmeyi amaçlıyor ve uygulanmasını denetliyor.

Eee durum böyle ise; O zaman - Avrupa, lütfen samimi ve dürüst davranmalısın.

 

Asıl serüven 1963'de başladı geldiğimiz tarih 2017. Türkiye'yi 54 yıldır Avrupa kapısında bekletiyorlar.  

Bu süreci nasıl algıladık; 1963'ten - 2017'ye uzanan en belirgin 17 gelişmeyi sizlere aktarıyorum:

1963'te - Türkiye ve Avrupa Toplulukları arasında, Ankara Anlaşması'nda Gümrük Birliği'ni sağlayıcı ilkeleri Avrupa Komisyonu tespit etti.

1970'te - Gümrük Birliği'ne ilişkin kuralları içeren Katma Protokol imzalandı ve "Geçici Anlaşma" süreçleri yürürlüğe girdi.

1980'de - Türkiye- Avrupa Toplulukları ilişkileri fiilen donduruldu.

1982'de - Avrupa Parlamentosu, Türkiye ile olan Anlaşması'nın askıya alınmasını kararlaştırdı.

1986'ta - 12 Eylül 1980 fiilen dondurulmuş durumda bulunan Türkiye- Avrupa Toplulukları ilişkilerinin yeniden süreci başladı.

1987'de - Türkiye, Avrupa Toplulukları'na tam üye olmak üzere tekrar müracaat etti.

1990'da - Avrupa Komisyonu, Türkiye ile her alanda işbirliğinin başlatılmasını içeren "İşbirliği Paketi"ni Avrupa Konseyi'nin oluruna sundu.

1996'ta Türkiye, 1.1.1996 tarihi itibariyle, Gümrük Birliği sürecini tamamlayarak tam üyelik sürecinde "Son Dönem"e girdi.

1999'ta - Avrupa Konseyi Zirve Toplantısı'nda Türkiye'ye adaylık statüsü tanındı.

2002'de - Avrupa Konseyi Zirvesi'nde, müzakerelerin gecikmeden başlatılacağı belirtildi.

2003'te - İlk "AB Uyum Komisyonu," Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kuruldu.

2004'te - Avrupa Konseyi Zirve Toplantısı'nda, Türkiye'nin katılım müzakerelerine 3 Ekim 2005 tarihinde başlanması kararlaştırıldı.

2006'ta - Avrupa Konseyi, Türkiye'nin taahhütlerini ve siyasi kriterleri yerine getirdiğini doğrulayana kadar 8 fasıl başlığının açılmayacağını kararlaştırdı.

2011'de - Türkiye yeterince müzakerelere ivme kazandırmayı başardı, bazı fasıl başlıkları açıldı, Protokol ve  Ek Protokol'e ilişkin taahhütlerini yerine getirdi. Türkiye'nin Ekonomik, sosyal ve siyasal alanda gelişmesine ihtiyaç duyulduğu hususlarına yer verildi, önemli ilerleme ve ciddi yol kat edildi.

2013'te - AB ile Vize Muafiyeti Süreci resmen başladı. Türkiye'nin hazır olmadığı hiçbir fasıl yok.

2015'te - Son Türkiye-AB Zirvesi gerçekleştirildi. Türkiye 35 fasılla ilgili an itibariyle her şeyde hazır.

2016'ta - Geri Kabul Anlaşması imzalanarak, Türk vatandaşlarına uygulanan Schengen vizesinin kaldırılması olan, Vize Muafiyeti sözü verildi. Geldiğimiz tarih 2017 - Oyalıyorlar; Bu mu samimiyetlik!

 

İki yüzlü Avrupa bu yaptığınız açıkça bir siyasi operasyondur. Evet, Avrupa'nın lokomotif ülkeleri sizler Türkiye'ye kılıf uyduruyorsunuz; Diğer zayıf ülkeler sizler de maalesef çanak tutuyorsunuz. Bırakın bu işleri! Artık Türkiye'yi oyalama gibi bir şansınız olmadığını anladınız.

 

Bundan böyle dönüp kendinize bir bakın

Bir süredir dozu artan - Irkçılık ve yabancı düşmanlığı. İslam karşıtlığı, kendisinden olmayan herkese nefretle yaklaşma. Bunların medenilikle alakası yok, modern dünya ile alakası yok. İnsanlıktan nasibini alamamışlar, modern olamamışlar. Türkiye aleyhine faaliyet yürütenler için her imkanı sağladılar ve hâlâ da sağlıyorlar. Türkiye'ye karşı çatışmacı ve kıyasıya propaganda ile yürütülen referandum sürecini unutmadık. Sadece bugünü değil, yarını da düşünmemiz gerekir. Türkiye'yi 54 yıldır Avrupa kapısında bekletiyorlar. Bunların demokrasi anlayışı bu. İki yüzlülük had safhada. Kimi Avrupa ülkelerinin ne kadar ilke varsa hepsinin içinin boşaltıldığı ve vicdanlarını nasıl iptal ettiklerini görüyoruz. Avrupa, AB değerlerinin önemini anladı mı? Avrupanın değerlerini hatırlayalım; Şu anda Avrupada hepsi ayaklar altında. Avrupayı birleştiren değerler nelerdir: Ekonomik iş birliği, insan hakları, demokrasi, hukuk gibi değerler. Bu değerler, 2. Dünya Savaşından sonra Avrupayı birleştiren değerlerdir. Avrupa nereye gidiyor? Pusulası olmayan aklın varacağı yer buhrandır.

Şöyle devam etmek istiyorum:

Dünya her geçen gün çok değişiyor, sorunlar, ekonomik krizler yaşanıyor, ülkeler ve bankalar batıyor, çok ciddi sosyal problemler de yaşanıyor. Bu Dünyanın özellikle Avrupanın gidişi iyi değil. Avrupa, 2. Dünya Savaşı öncesine gitmeye başladı. Maalesef Avrupa'nın bu endişe verici gidişini tekrar gözden geçirmesi lazım. Türkiye'den üst düzey Siyasetçiler Avrupayı hep uyardılar. Çırpına çırpına bu kadar alçalmayı başaranlar yavaş yavaş anlamaya başladılar. Bundan sonra Faşizm ruhu kol gezen ne AB'nin ne de Avrupa ülkesinin demokrasi, özgürlük, adalet dersi verme hakkı kalmamıştır. Zihnini birilerine kiraya vermişlere, kapalı kapılar arkasında gizli kirli pazarlıklara alet olmuş bir dönemin Kaos lobisi - gezi zekalılarına, bir kısım kimliksiz, kişiliksiz provokatörlere de bu yazdıklarım kapak olsun. Hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun araştırmalı, sorgulamalı, zihnini birilerine kiraya vermemeli. Bunu görmek milli bir uyanıştır ve ahlaken bir mecburiyettir.

Verdikleri demeçlerle Avrupa ve diğerleri açık açık artık Türkiye düşmanlığını gizlemiyorlar. Maalesef ülkemizdeki AKP ve bilhassa Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan düşmanlarıda bunlara bu yolu sonuna kadar açıyorlar. Hadi onların karın ağrısını biliyoruz da, gerçekten bizim ülkedekileri anlamak mümkün değil.!?!

Bazı Avrupa ülkeleri 16 Nisan'da hüsrana uğradı. Bunu hazmedemeyenler karanlık çevrelerdir. Tüm bu karanlık çevreler, 16 Nisan'ın ve referandumun Türkiye'nin ekonomik, toplumsal ve politik açıdan gelişmesi için önemini anladı mı? Türk Siyasetçilerimiz ayarı bozulan  Avrupa'ya özellikle de Almanya ve Hollanda'ya iyi ayar veriyor. Yani onların anladığı dilden konuşmasını iyi biliyorlar. Türkiye ye ayar vermeye çalışan ülkeler; Geçti o günler. Türkiyeyi eşit bir ortak gibi görmek durumundalar ve görecekler de anlayacaklar da. Her zaman şunu söylerim, Türk milleti Türk vatanının ebedi sahipleridir.

Bundan böyle iki yüzlülük arefesinde süregelmiş korkularınızla yüzleşin. Çünkü daima bundan sonrası da olacak.

 

Koray Erdemli  (03.05.17)

 

Dip Not: Bazı Avrupa ülkeleri'nde, yaygın olarak faaliyet gösteren dini ve etnik azınlıklara yönelik suç ve tacizlere anlamlı ilerleme kaydedildiği görülmemekte ve güçlü şekilde kınanmamakta. Uluslararası işbirliğinin terörle mücadelenin zirvesinde yer alan bir unsur olduğu bu nedenle de öncelikli konuları arasında yer aldığı söylenemez. Avrupa'nın bu eksikliği konusunda duyulan ciddi, derin endişeler verici boyutta olduğunu vurgulamak istiyorum.

Özel Not: Türk dünyasının ve Türk milletinin 3 Mayıs Dünya Türkçülük ve Milliyetçiler Günü kutlu olsun.

 

Diğer yazıları...
Android apk indir

Yazarlar

Döviz Kurları

  ALIS SATIS
$ USD 6.5465 6.5583
€ EURO 7.4687 7.4822
Arşiv Arama
- -
Medya.Berlin | Haber, Gündem, Video-Röportaj, Spor
© Copyright 2018 Medya.Berlin. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Spor Haberleri
Futbol Haberleri
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
AKP Haberleri
MHP Haberleri
CHP Haberleri
Genel Siyaset
ÖNEMLİ
Dışişleri Bakanlığı
Berlin Basin Müşavirliği
Berlin Büyükelçiliği
A.Ö.L.
DÜNYA
Almanya Gündem
Berlin Gündem
Avrupa Gündem
Türkiye Gündem