Savunma sistemlerinde millileşme hamlesi ve Deniz Kuvvetleri

Türkiye, yürütülen milli gemi inşa faaliyetleri sayesinde dünya üzerinde harp gemisi inşa edebilen on devletten biri oldu.
Bu haber 2018-06-08 06:40:58 eklenmiş ve 273 kez görüntülenmiştir.

MEDYABERLİN-

Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli yaptığı açıklamada, Türk savunma sanayinin gurur kaynaklarından biri olan, Türk mühendislerin büyük oranda milli imkânlarla gerçekleştirdikleri Milli Gemi (MİLGEM) projesi çerçevesinde inşa edilmekte olan harp gemilerinden dört adedinin ihraç edileceğini söyledi. Muhtemel satıştan elde edilecek gelirin Türkiye’nin tarım ürünleri ihracından karşıladığı miktarın yaklaşık yüzde 25’ine tekabül edeceğini ifade eden Canikli, teknoloji ihracının önemini de ortaya koydu.

MİLGEM ile tekne inşası ve sistem entegrasyonu konusunda dışa bağımlılık azaltılmış durumda. Fikri hazırlığı 1996’ya uzanan bu projede hedef, savunma teknolojilerinin bilgi birikimini sağlamak ve yerli savunma sanayi katkı payının yüksek tutulmasıydı. Burada önemli olan noktalardan biri de Türk askeri tersanelerinin, özel sektör tersanelerinin ve tersaneler dışında 50’den fazla Türk firmasının bu projede yer almak suretiyle savunma sanayimizin gelişimine katkı sağlamasıydı. Türk özel sektör tersanelerinin askeri gemi inşasında rol almaları Türk savunma sanayine yeni bir kapı da açmıştır. Proje yüzde 65 oranında yerli sanayi katkısıyla sürdürülüyor.

İnşa aşamasına 2004’te geçilen MİLGEM projesinde bugüne kadar ADA sınıfı dört korvetin inşası gerçekleştirildi. Bunların ilk ikisi olan F511 TCG Heybeliada ve F512 TCG Büyükada aktif görevde. Son ikisi olan F513 TCG Burgazada ve F514 TCG Kınalıada ise denize indirildi ve hazırlıkları sürüyor.

Milli korvetlerimiz, milli 3 boyutlu arama radarı, milli sensörler, milli lazer ikaz sistemi, milli sonar, milli torpido tespit ve karıştırma sistemleriyle milli top, milli savaş yönetim sistemi, milli kızılötesi iz yönetimi sistemi ve milli muharebe uydu sistemi gibi tamamen yerli imkanlarla donatıldı.

ADA sınıfı korvetler hizmete girdikten sonra birçok görevde yer aldılar. TCG Heybeliada 2014’de icra edilen Barbaros Türk Deniz Görev Grubu aktivasyonu kapsamında Afrika kıtasını çepeçevre dolaşarak 17 bin deniz mili mesafe kat etti, 16 ülkede 17 liman ziyareti icra etti. Güney Afrika açıklarında, okyanus şartlarında kapsamlı atış eğitimleri yaptı.

TCG Büyükada 2015’de Pakistan’a kadar uzanan coğrafyada 10 bin 500 deniz mili mesafe kat ederek 9 ülkede 13 liman ziyaret etti.

Her iki gemi de Aden körfezi ve Somali sularında deniz haydutluğuyla mücadele görevlerine, gerek milli gerekse NATO ve BM çerçevesindeki tatbikat ve görevlere katıldılar. Bu görev ve ziyaretler çerçevesinde, milli gemilerimiz onlarca yabancı heyet ve basın kuruluşu temsilcisi tarafından ziyaret edildi.

Projede bundan sonra firkateyn inşa edilecek. Gemilerin borda numaraları ve isimleri şöyle: TCG İstanbul (F-515), TCG İzmir (F-516), TCG İzmit (F-517), TCG İçel (F-518). Firkateynlerin ilki İstanbul Tersanesi Komutanlığı’nda, geri kalan üç firkateyn ise Türk özel sektör tersanelerinde inşa edilecek.

Korvetlere nazaran nispeten büyük, menzili daha uzun planlanan firkateynler bölgesel hava savunma kabiliyetine sahip olacak. Firkateynler daha etkin silahlarla donatılacak, daha etkin komuta kontrol ve savaş sistemlerine sahip olacak. 113 boyundaki gemi 14 metre genişlikte olacak. Sensörleri, silahları ve elektronik sistemleri milli imkanlarla hayata geçirilecek. Bu sistemler arasında satıhtan satıha güdümlü mermi dikey atım sistemi, 25 mm milli top, milli nokta hava savunma silah sistemi ve milli dekoy atım sistemi (sualtı yanıltma sistemi) bulunuyor.

Milli gemilerimizin inşasında, milli savunma sanayi şirketlerimiz olan ve elektronik sistemlerde teknoloji üreten ASELSAN ve HAVELSAN da yer alıyor.

Türkiye bu milli gemi inşa faaliyetleri sayesinde, dünya üzerinde harp gemisi inşa edebilen on devletten birisi oldu. Bu sayede, her bir gemisinin direğinin en tepesinde Kur’an-ı Kerim bulunan, demir almaktan, halat fora etmeye kadar her işini besmele ile gerçekleştiren Türk donanması personeli, kendi mühendisinin ve sanayicisinin ürettiği milli gemiler ve daha önemlisi milli atış kontrol ve silah sistemleriyle kendini daha güvenli hissedecek, çevre denizler başta olmak üzere bütün denizlerde, her türlü tehdide karşı Türkiye Cumhuriyeti devletinin menfaatlerini koruyacaktır.

Türk Deniz Kuvvetleri, Türkiye Cumhuriyeti devletinin güvenliğinin sadece karasularımız içinde sağlanamayacağı bilinciyle başta Karadeniz, Ege ve Akdeniz olmak üzere dünya denizlerinde varlık gösteriyor. Uluslararası faaliyetlere, operasyonlara, tatbikatlara katılıyor. Bu gayretler milli imkanlarla daha iyi seviyelere geliyor. Bu çerçevede, sadece korvet ve firkateyn inşasının yeterli olmayacağı bilinciyle denizaltı, karakol gemisi, lojistik gemileri ve çok maksatlı amfibi hücum gemisi projeleri de sürdürülüyor.

İlk milli çok maksatlı amfibi hücum gemimiz TCG Anadolu’nun inşası sürüyor. Türk donanmasının uçak gemisinden önceki son durağı olarak inşa edilen amfibi hücum gemisinin Ege, Karadeniz ve Akdeniz harekât alanlarında ve gerektiğinde Hint okyanusu ile Atlantik okyanusunda görev yapması planlanıyor.

Çok maksatlı amfibi hücum gemisi TCG Anadolu, bir amfibi tabur ile gerekli muharebe ve destek araçlarını, ana üs desteği olmadan kriz ve harekat bölgelerine taşıyabilecek, havuzunda taşıyacağı çıkarma araçlarıyla çıkarma operasyonlarına katılabilecek ve uygun evsaftaki helikopter ve uçakların gece ve gündüz operasyon yapmasına imkan sağlayacak bir uçuş güvertesine sahip olacak. TCG Anadolu ile Türk Silahlı Kuvvetleri orta ölçekli küresel güç aktarımını gerçekleştirebilecek ve gerektiğinde onu hastane gemisi olarak da kullanılabilecek. Yaklaşık 27 bin ton ağırlığında ve 231 metre boyunda inşa edilmesi planlanan çok maksatlı amfibi hücum gemisi TCG Anadolu, silahlı kuvvetlerimizin envanterinde yer alan en büyük deniz platformu olacak.

Şurası muhakkak ki, kendisine dünyanın ilk on devleti arasına girmeyi bir hedef olarak belirleyen Türkiye Cumhuriyeti devletinin deniz kuvvetlerinin de bu iddiayı destekleyecek unsurlarla teşkil edilmesi gerekir. Yurt dışında, başka devletlerle yapılacak deniz askeri üsleri anlaşmaları da bu hedeflere ulaşmakta Türk Deniz Kuvvetleri’nin hareket serbestisine katkı sağlayacaktır. Arnavutluk Paşa Limanı’ndaki askeri üssümüz bu gayretlerin işaret fişeğidir. Afrika’nın kuzeyinde, doğusunda, batısında ve Hint okyanusunda tesis edilebilecek deniz üsleri, Türk devletinin deniz hak ve menfaatlerinin korunmasına ve ülke güvenliğinin ileriden tesis edilmesine katkı sağlayacaktır.

[Uluslararası güvenlik stratejileri uzmanı Dr. Fatih Erbaş 1986-2014 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve NATO Güney Kanadı Komutanlığı’nda farklı birlik ve karargah görevlerinde bulundu; Harp Akademileri Komutanlığı ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nde öğretim üyeliği yaptı]

 

ETİKETLER : Savunma sanayi
Diğer EKONOMİ haberleri
Android apk indir

Yazarlar

Döviz Kurları

  ALIS SATIS
$ USD 6.1360 6.1471
€ EURO 6.9501 6.9626
Arşiv Arama
- -
Medya.Berlin | Haber, Gündem, Video-Röportaj, Spor
© Copyright 2018 Medya.Berlin. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Spor Haberleri
Futbol Haberleri
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
AKP Haberleri
MHP Haberleri
CHP Haberleri
Genel Siyaset
ÖNEMLİ
Dışişleri Bakanlığı
Berlin Basin Müşavirliği
Berlin Büyükelçiliği
A.Ö.L.
DÜNYA
Almanya Gündem
Berlin Gündem
Avrupa Gündem
Türkiye Gündem